Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10251 E. 2010/13905 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10251
KARAR NO : 2010/13905
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, Beyağaç İlçesi Cumhuriyet Mahallesi 328 ada 1 parsel sayılı 2335,61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden tarla niteliği ile davalı adına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, Hazine … Sultan Vakfından Hazineye intikal eden Teşriievvel 1317 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı içinde kaldığı iddiasıyla dava açmışlardır. H.Y.U.Y.’nın 45. Maddesi gereğince davalar birleştirilmiştir. Birleştirmeden önce orman yönetiminin davasının kısmen kabul edilmesine ilişkin kararın Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.07.2007 gün ve 2007/8554-10221 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman ve fen bilirkişileri müşterek olarak düzenledikleri raporda çekişmeli taşınmazın kısmen orman sınırları içinde kaldığını, kısmen de orman sınırları dışında kaldığını açıklayarak tahdit hattını gösteren kroki sunmuşlardır. Ancak yörede değişik tarihlerde yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin orman tahdit evraklarının dosya içinde yer almadığı, dosya içinde bulunan orman kadastro haritasının hangi tarihteki orman kadastro çalışması neticesinde düzenlendiği anlaşılamamıştır. Ayrıca, uzman bilirkişiler orman tahdit haritası ile kadastro paftasını çakıştırdıklarını raporlarında açıklamış iseler de bu uygulamayı gösteren denetime elverişli kroki sunmamışlar ve hangi tarihte yapılan orman kadastro çalışmasını uyguladıklarını da açıklamamışlardır. Bilirkişi raporu bu hali ile yetersizdir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle yörede 1968 yılında seri bazında yapılan orman kadastro çalışması ile 1981 yılında 1744 Sayılı Yasa gereğince yapılan aplikasyon ve 2. Madde uygulaması, 1984 yılında yapılan orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin orman kadastro haritaları, işe başlama, … bitirme ve orman tahdit noktalarına ilişkin çalışma tutanakları ilgili yerlerden istenerek dosyaya konulmalı, daha sonra ise önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden,
nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın 1968,1981 ve 1984 yıllarında yapılan orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, çekişmeli taşınmazın (A) harfli orman kadastro sınırları içinde kaldığı kabul edilen bölümü ile ilgili olarak davalı gerçek kişiler tarafından hüküm temyiz edilmediğinden davacı … Yönetimi lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözönüne alınarak toplanacak delillere göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra Hazinenin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1968 yılında seri bazında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1981 ve 1984 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon, 2. madde ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve Hazinenin tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlenerek hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 09/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.