Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/14359 E. 2013/16227 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14359
KARAR NO : 2013/16227
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı 14/10/1974 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının yurt dışında çalışmaya başladığı 14.10.1974 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 21.10.1960 doğumlu olan davacının tespiti istenen tarihte 18 yaşını ikmal etmediği, davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarihe göre davayı ıslah etmediği gibi yurt dışında geçen çalışmaya dair tercüme edilmiş belgeleri sunmadığı, Kurumun yurt dışında geçen çalışmaya dair tercüme edilmiş belgeleri mahkemeye göndermediği, davacının yurt dışındaki fiili çalışmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un 38.maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya 5510 sayılı Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.
Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
Kanun’un Geçici 6.maddesine göre 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanuna göre 1/4/1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında, bu Kanunun 38 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki sigortalılık süresinin 18 yaşın doldurulduğu tarihten başlayacağına ilişkin hükmü uygulanmaz.
506 sayılı Kanun’un 60/G maddesine göre “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” Kanun’un Geçici 54.maddesine göre ” 01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz.”
Sigortalıların yurtdışında 1.4.1981 tarihinden önce 18 yaşını ikmal etmeden çalışmaya başlamaları halinde 5510 sayılı Kanun’un Geçici 6 ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 54.maddesi hükmüne göre çalışmaya başladıkları tarihin ülkemizde de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü gerekir.
Mahkemece, yurt dışı borçlanma belgelerinin asılları ve tercüme edilmiş örnekleri Kurumdan eksiksiz bir biçimde getirtilerek 21.10.1960 doğumlu davacının 1.4.1981 tarihinden önce Almanya’da çalışmaya başladığı belirlenir ise yukarıda yer alan maddi ve hukuki olgular gözetilerek davacının Almanya’da fiili (eylemli) çalışmasının başladığı tarihinin 18 yaşın ikmali koşulu aranmaksızın ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan davacı Kurum kayıtlarına delil olarak dayanmış olup mahkemece Kurumdan yurt dışı borçlanma belgelerinin asılları ve tercüme edilmiş örneklerinin eksiksiz bir biçimde getirtilmesi gerekirken Kurumun bu belgeleri eksik gönderdiği ve bu nedenle de fiili çalışmanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.