YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5841
KARAR NO : 2010/9058
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.11.2008 gün … sayılı kararında özetle: “Dava kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu, Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısındaki bilgilere göre dava konusu yerin 1965-1967 yılları arasında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakıldığı,. Paftaya göre de nitelik belirlenmesi yapılmadan sadece kadastro dışı olduğunun yazıldığı, yerel bilirkişi ve tanıkların, özet olarak dava konusu yerin öncesi itibariyle gölet niteliğindeki bir yer olduğunu, davacının 1970 yılında güney sınırında tahliye kanalı açmak suretiyle sularını boşalttığını, imar ve ihya olgusunun 1972 yılında tamamlandığını, o tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi tescil konusu taşınmazın öncesi itibariyle … sularının toplandığı bir yer iken tahliye kanalıyla suyunun kurutulduğunu, imar ve ihyasının da 25 yıl kadar önce bu şekilde yapılarak tamamlandığını, … tarım arazisi olarak kullanıldığını bildirdiği, bunun üzerine mahkemece … şekilde davanın kabulüne karar verildiği, bir yerin imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında öncelikle taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekeceği, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre bu yerin batısında bulunan Curacılar Köyü’nün kenarında yer aldığı, öncesi itibariyle bataklık veya göl niteliğinde ise Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması gerekeceği, 3621 Sayılı Kıyı Yasasının 1 ve 5. maddeleri hükümlerine göre; bu tür yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden sayıldığı, kural olarak, gölet veya etkisi altında bulunan bir yerin doldurma ve kurutma yoluyla kazanılması mümkün olamayacağı, doldurma veya kurutmaya imkan veren 2644 sayılı Tapu Kanununun ilgili maddelerinin 5516 ve 5963 sayılı Kanun hükümleri ile yürürlükten kaldırıldığı, bu tür yerlerin kurutulmasının bu Kanun hükümlerine göre yapılacağının hüküm altına alındığı, 20.07.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1605 sayılı Kanun ile de bataklıkların kurutulması suretiyle özel mülkiyet şeklinde kazanılmasının yasaklandığı, 19.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1757 Sayılı … ve Tarım Reformu Kanununun 24.maddesi hükmü uyarınca kazanılmış haklar saklı kalmak üzere, aynı Kanunun 19 ve 20.maddeleriyle de kurutma suretiyle elde edilen yerlerin … ve Tarım Müsteşarlığının emrine geçeceğinin kabul edildiği, son defa yürürlüğe giren Kıyı Yasasının 7. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen istisnalar dışında kurutma yoluyla arazi kazanılmasının yasaklandığı, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmadan, jeolog uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmadan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, Bundan ayrı; dava konusu taşınmazın batısında yer alan 320 parselin de göl yerinden elde edilen bir yer olduğu açıklanmak suretiyle Hazine adına tespit edildiği, itirazı komisyonca reddedilen
davacının babası …’in … Tapulama Mahkemesinde açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davasının kanıtlanmaması nedeniyle 02.05.1969 gün 409/97 Esas ve Karar sayılı kararla reddine karar verildiği, hükmen Hazine adına tescil edildiği, tüm bu açıklamalar göz önünde tutularak esas numarası … … Tapulama Mahkemesinin dava dosyası ile komşu parsellere ait kadastro tutanak ve dayanaklarının getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve jeolog uzman bilirkişiler aracılığıyla H.Y.U.Y.’nun 259.maddesi hükmü uyarınca tescil konusu taşınmazın başında keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan yeniden taşınmazın öncesi itibariyle niteliği, göl yeri olup olmadığı, su birikmesinin sürekli veya doğal olaylar sonucu oluşup oluşmadığının, davacının yapmış olduğu tahliye kanalı ile taşınmazın göl yatağı olmaktan kurtulup kurtulmadığının sorulması, jeolog uzman bilirkişiden bu konuda gerekçeli görüş alınması” gereğin değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapusuz olan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1985 yılında yapılıp, 22.05.1986 tarihinde ilan edilip, dava tarihinden önce kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur
Taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları 1963 yılında yapılmış, 18.3.1967-17.4.1967 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu işlemde göl yatağı olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
Bozma kararı gereğince yapılan araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen ziraat uzmanı bilirkişi ve … bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın yağmursularının biriktiği doğal göl yatığı olduğu belirlenip, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 24/06/2010 günü öybirliği ile karar verildi.