YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6280
KARAR NO : 2010/4722
KARAR TARİHİ : 21.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 6.7.2007 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, sigortalının 06.07.2007 tarihinde işyerinde geçirdiği zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, İş kanununun 4.maddesi uyarınca davacının tarım işinde çalıştığı ve olayın bu işin yapılması sırasında gerçekleştiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının baba oğul olup ortaklık suretiyle çiftçilik yapan davalıların kiraladıkları zirai taşınmazda buğday hasadı işinde davalılara ait biçer-döverde şoför olarak çalışmaya başladığı ,yirmigün kadar çalıştıktan sonra 06.07.2007 gününde biçer-döverin kopan kayışını değiştirirken makinanın davalı …’ın talimatı üzerine davalı … tarafından çalıştırılması üzerine sol el baş parmağının koptuğu, SGK’ca yapılan tahkikat sonucu davalının tarım işinde çalıştığı 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olamayacağı gerekçesiyle iş kazası olarak kabul edilmediği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için “tarım işi” kavramının tartışılması gerekmektedir. Tarım işinin belirgin özelliği “yetiştirme”, “bakım” ve “üretme”dir. Bu üç unsuru bünyesinde taşımayan bir iş tarım işi sayılamaz. Bir iş üretme, bakım ve yetiştirmeyle ilgili olsa bile her zaman tarım işi sayılmayabilir. Yapılan işin tarım işi sayılabilmesi için aynı zamanda yukarıda belirtilen unsurlarla yakın ve sıkı bir ilişki içerisinde bulunması gerekir. Tarım işinin koşullarından olan üretme, bakım ve yetiştirme olgularının tamamlanmasından sonra yapılan işler tarım işi sayılmaz. O nedenle tarım işyerinde tarım işi sayılmayan tüm işlerde çalışanlar hizmet akdine göre çalışmışlarsa sigortalı sayılırlar. Salt tarım işyerinde çalışmış olmaları kendilerinin tarım işçisi sayılmalarını gerektirmez. Her olayın özelliğine göre tarım işinin belirlenmesindeki kriterler dikkate alınmak suretiyle sonuca gidilmelidir.
Somut olayda davacı, iş makinaları sınıfında yer alan biçer-döver şoförü olup bu iş makinasını kullanmak için gerekli sertifikaya da sahiptir . Davacının yaptığı işin yetiştirme, bakım ve üretme unsurları ile yakın ve sıkı bir ilişkisi bulunmadığı gibi, yaptığı iş üretme, bakım ve yetiştirme olgularının tamamlanmasından sonra yapılan işler sınıfındadır.
Bilindiği gibi 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinde tarım işine istisna teşkil eden çalışmalar bendler halinde sayılmıştır. Buna göre 506 sayılı yasanın 3/1-A maddesinin (a) bendinde yazılı olan; kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle, (b) bendinde özel sektöre ait tarım ve orman işlerinden ücretli ve sürekli olarak, (c) bendinde tarım sanatlarına ait işlerde, (d) bendinde tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde, (e) bendinde ise tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe ve fidanlık ve benzeri işlerinde çalışanlar hariç olmak üzere tarım işinde çalışanlar 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmazlar.
Hal böyle olunca, davacı davalılara ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığından işyerinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davalılara ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışan davacının 06.07.2007 tarihinde geçirdiği kazanın 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesine göre iş kazası olduğunun tesbitine karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.