YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16994
KARAR NO : 2013/3801
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının iş kazası sonucu yaralandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı hakkında açılan kamu davasının davacının ceza yargılaması aşamasında şikayetinden vazgeçmesi sebebiyle şikayet yokluğu nedeniyle ceza davasının düşmesine karar verildiği, haklarını saklı tutmadığı, şikayetin bölünemeyeceği gerekçesiyle de olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Ceza Kanununun 111. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya ekli İmranlı Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/20 E.-2005/78 K nolu dosyası içeriğinden davalı Pal Metal işçisi olarak Botaş boru hattı yol yapım işinde çalışan davacının olay günü davalı …Kalite Kontrol Hz. Ltd. Şti.’ye ait araç içerisinde yolcu işçi iken işçi şoför …’ın karıştığı trafik kazasında yaralandığı Davacının 29.09.2005 tarihli mahkeme ifadesi ile sanık … dan şikayetçi olmadığını bildirmesi üzerine ceza mahkemesince sanığın üzerine atılı bulunan suçun takibinin şikayete tabi olması sebebiyle kamu davasının 5237 Sayılı yeni Ceza Kanunun 89/5.maddesi gereğince düşme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Ceza davası yargılaması sırasında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı yeni TCK’nun 73. maddesi gereğince ,kamu davasının düşmesi cürümden zarar gören şahsın davadan vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada davacı şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise, artık hukuk mahkemesinde tazminat alacağını dava edemez. Somut olayda davacı şahsi haklarından vazgeçmemiş olduğundan yürürlükte olan 5237 sayılı yasanın 73. maddesinin olayımızda uygulama olanağı bulunmayıp davacının özel hukuka ilişkin tazminat davasının görülmesi gerekir.
Diğer yandan 5510 sayılı Yasanın 13/2-a ve müteakip maddelerinde işverenin iş kazasını engeç üç gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmekle yükümlü olduğu, haber verme kağıdındaki bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında gerekirse Kurumca soruşturma yapılabileceği ve varılan sonucun en geç üç ay içinde ilgililere yazı ile bildirileceği, ilgililerce yetkili mahkemeye başvurularak kurum kararına itiraz olunabileceği, itiraz halinde Kurum kararının ancak mahkeme kararının kesinleşmesiyle kesin hale geleceği bildirilmiştir.
Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 5510 sayılı Yasanın 19. maddesinde geçici iş göremezlik hali sonunda Kuruma ait veya Kurumun sevk edeceği sağlık tesisleri sağlık kurulları tarafından verilecek raporlarda belirtilen arızalarına göre iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünün en az %10 azalmış bulunduğu Kurumca tesbit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı,Kurumun, sigortalıya bağlanacak gelirleri yapılan inceleme ve soruşturmalar sonunda ve gerekli belgelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde tesbit ederek ilgililere yazı ile bildireceği, ilgililerin bağlanan geliri bildiren yazıyı aldıktan sonra bir yıl içinde yetkili mahkemeye başvurarak Kurum kararına itirazda bulunabilecekleri, itirazın reddi hakkındaki mahkeme kararının kesinleşmesiyle Kurum kararının kesinleşmiş olacağı, sigortalıların iş görmezlik hallerinin tesbitinde, Kurum Sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlar da belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağı, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilmesi halinde durumun Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karar bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır. Kurumca sigortalıya gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tesbiti ön sorunudur. iş kazasının tesbiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Sigortalar Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir.
Yapılacak iş; davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine iş kazasının tesbiti davası açması için önel vermek, tesbit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yerinde olmayan gerekçe ile davalılara yönelik davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 05/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.