YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17465
KARAR NO : 2013/4236
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 25/02/2005 – 01/03/2008 tarihleri arasında sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava; davacının 25.02.2005 – 01.03.2008 tarihleri arasındaki sigortalılığının 506 sayılı Yasa kapsamında olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının, 10.03.2005 – 01.03.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.09.1982 – 30.09.1983, 31.05.1991 – 02.09.1991, 10.03.2005 – 31.01.2006, 01.02.2006 – 31.12.2006, 01.01.2007 – 31.12.2007 ve 01.01.2008 – 01.03.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 06.05.1985 – 31.12.1988, 07.02.1991 – 31.05.1991 ve 01.11.1991 – 31.12.2006 tarihleri arasında ise 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının bulunduğu, davacının ilk kez vergi kaydı nedeni ile tescil edildiği, 06.05.1985 – 01.07.1986, 01.07.1986 – 31.12.1988, 15.02.1991 – 31.05.1991 ve 01.01.2004 – 31.12.2006 tarihleri arasında vergi kaydı, 12.12.1991 – 20.09.2004 tarihleri arasında Antakya Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı olduğu, 23.12.2002 – 28.02.2005 tarihleri arasında şirket ortaklığı bulunduğu, davacının çakışan sürelerinin 10.03.2005 – 31.12.2006 tarihleri arası olduğu, davacı vekilinin; davacının çakışan sürede 1479 sayılı Yasa kapsamında çalışmasının olmadığını, 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştığını, … Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 14.04.2008 tarihli yazısı ile teknik inceleme raporuna istinaden çıkan vergi cezalarının ödenebilmesi için re’sen mükellefiyet tahsisi istediğini ve cezalar tahakkuk ettikte sonra da yine re’sen mükellefiyet terkini istediğini beyan ettiği, mahkemece bu hususun davalı Kurum’dan sorulması üzerine davalı Kurum’ca; 29.03.2008 tarihli vergi tekniği raporuna istinaden davacının sigortalılığının 01.01.2004 tarihi itibari ile başlatılıp aynı rapora istinaden 31.12.2006 tarihi itibari ile terkin edildiğini bildirdiği, davacının kat karşılığı yapımını üstlendiği ve 2000 yılında yapımına başladığı 2003 yılında bitirdiği bina inşaatında kendisine verilen bağımsız bölümlerin 2004 – 2006 yıllarından satımı nedeni ile vergi denetim elemanlarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 29.03.2008 tarihli rapora istinaden 2004 – 2006 yılları için re’sen vergi ve ceza tahakkuk ettirildiği, bu nedenle 01.01.2004 – 31.12.2006 tarihleri arasında vergi mükellefi sayıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasal sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (3.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda; davacının 01.01.2004 – 31.12.2006 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, bu itibarla anılan sürelerde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılacağı, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının ise 10.03.2005 tarihinden itibaren başlayıp 01.03.2008 tarihine kadar aralıksız devam ettiği anlaşılmakla, davacının önceden gelen sigortalılığı 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık olup, çakışan dönemlerde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmasının mümkün değildir. Ayrıca vergi kaydı 31.12.2006 tarihinde bitmekle 01.01.2007 – 01.03.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığına ilişkin tespit talebinde de hukuki yarar bulunmamaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.