YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7709
KARAR NO : 2013/15739
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 78.501.10 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12/09/2012 Perşembe günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili … Konuksever geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava; 09.02.2011 tarihindeki trafik kazasında vefat eden sigortalının hak sahibi olan anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davalarının kabulüne karar verilirken, manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacılar için ayrı ayrı 3.500,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamından SGK Başkanlığınca davaya konu zararlandırıcı olay nedeniyle inceleme başlatılıp başlatılmadığına, inceleme başlatılmış ise zararlandırıcı olayın Kurumca işkazası sayılıp sayılmadığına dair bir kayda rastlanmamıştır.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Kurumun işkazası tahkikatının ve giderek zararlandırıcı olayın işkazası olarak tespitinin açılan tazminat davalarına doğrudan etkisi bulunmaktadır. Şöyle ki İşkazasından kaynaklanan tazminat davaları nitelikçe Kurumca karşılanmayan zararların tahsiline ilişkin davalar olduğundan mükerrer tahsile neden olunmasının önüne geçebilmek için işkazası sigorta kolundan Kurumun haksahiplerine bağladığı gelirlerin tespiti ile bunun hesaplanan tazminattan tenzili gerektiği gibi,tek başına manevi tazminat davası açılması durumunda dahi mahkemenin görevine ilişkin neticeleri bulunmasından dolayı(olay işkazası değilse yargılama iş mahkemelerinde yapılamayacağından) Kurumun işkazası tahkikatı ve giderek olayın işkazası olarak tespit olunması önem arzetmektedir.
Somut olayda ise iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği ve Kurum işkazası tahkikatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Kurumca sigortalının haksahiplerine gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup işbu tazminat davasında kurum taraf değildir.
Yapılacak iş; öncelikle iş kazasınına dair başlatıldığı anlaşılan Sosyal Güvenlik Kurumu tahkikatının neticesini Kurumdan sormak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için davacılara önel vermek, tespit davasını işbu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre değerlendirme yapmak, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacılara Kuruma müracaat ederek haksahipleri olarak iş kazası sigorta kolundan kendilerine gelir bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde temyiz eden davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ayrıca Mahkemenin kabul şekli bakımından; zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan kazalının veya onun haksahiplerinin maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretinin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.Davacılar yakını sigortalı kazazedenin yaptığı işe göre ilgili meslek odası var ise(soförler odası vs.) emsal ücretini buralardan davacının yaşı, mesleki kıdemi, eğitim durumu da belirtmek suretiyle daha kapsamlı olarak araştırmak, yine aynı işte ve aynı pozisyonda çalışan başkaca kişiler var ise bu kişileri dinlemek, gerçek ücretinin tespiti için gelen cevap veya cevapları diğer tüm deliller ile bir arada değerlendirilerek,davacılar vekilinin dilekçesinde vefat eden sigortalının aldığını belirttiği ücreti de geçmeyecek şekilde davacılar murisinin hükme esas alınabilecek gerçek ücretini tespit etmeden neticeye varılması da doğru değildir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına davalı yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.