Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4062 E. 2010/9266 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4062
KARAR NO : 2010/9266
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20.4.1982- 16.2.1987 tarihleri arasında Esnaf … sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının Kurum girişinin 20.04.1982 tarihi olduğunun ve 20.04.1982-16.02.1987 tarihleri arasında primi ödenmiş 1479 sayılı Yasa’ya tabi esnaf … sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 16.04.1992 tarihli bildirgeye göre 16.02.1977 tarihli vergi kaydı nedeniyle geriye yönelik olarak 20.4.1982 tarihi itibariyle tescil edildiği, 01.01.1977-16.02.1987 tarihleri arasında zirai nitelikte,16.02.1987-19.02.1998 tarihleri arasında basit usulde ve 19.02.1998-28.08.2001 tarihleri arasında gerçek usulde vergi kaydının bulunduğu,16.02.1987-01.05.2002 tarihleri arasında Esnaf Odasına kayıtlı olduğu, 10.07.1987-14.05.2002 tarihleri arasında Esnaf Sicil kaydının bulunduğu, davalı Kurumca 1.1.1977- 16.2.1987 tarihleri arasındaki vergi kaydının zirai olduğunun öğrenilmesi üzerine 2003 yılında geriye doğru yapılan bir işlemle 20.4.1982- 16.8.1987 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edilerek sigorta başlangıç tarihinin 16.2.1987 tarihine çekildiği, dava dosyası içinde bulunan icra dosyasının davadışı … ile ilgili olduğu, davacıya ait icra dosyasının, … şahsi sicil dosyasının ve prim ödemelerine ilişkin hizmet cetvelinin getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davacının 1479 sayılı Yasa gereği tescili 1992 yılında geriye yönelik olarak 20.4.1982 tarihi itibariyle yapılmış olmakla, 1985 yılında yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesi gereğince 01.01.1977-16.02.1987 tarihleri arasındaki vergi kaydının zirai nitelikte olduğunun kabulü halinde uyuşmazlık konusu döneme ilişkin sigortalılık koşullarının oluşmadığı ortadadır. Ne var ki, Kurumun 15.03.2010 tarih ve 4104504 sayılı yazısına göre, davacının 20.04.1982-16.02.1987 tarihleri arası borcunu da kapsayan 20.04.1982 tarihinden kayıt ve tescilinin yapıldığı tarihe kadar olan borcu ile ilgili Kurum tarafından icra işlemi başlatıldığı,İcra Müdürlüğüne ödemelerinin olmasına rağmen hesap ekstresinde görünen ödemelerin herhangi birinde borcunun tamamını bitirdiği tarihe rastlanmadığı, 01.01.1977 tarihinde başlayan vergi kaydının zirai kazanç olduğu ticari faaliyetine ise 16.02.1987 tarihinde başladığı belirtilmiştir.Hal böyle olunca, davacının 01.01.1977 tarihindeki vergi kaydının zirai faaliyetten mi yoksa ticari faaliyetten mi kaynaklandığının ilgili vergi dairelerindeki kayıtlar ve vergi beyannameleri getirtilmek suretiyle tesbit edilip, davacının hangi döneme ilişkin primlerinin icra yoluyla tahsil edildiği kesin olarak saptandıktan sonra, vergi kaydının ticari olduğunun anlaşılması durumunda şimdiki gibi karar vermek, zirai olduğunun anlaşılması halinde ise, uyuşmazlık konusu süreyi veya primleri tahsil edilmiş ve davalı Kurum tarafından uzun süre kullanılmış dönem yönünden Kurumun sigortalılık süresini iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu süreyi sigortalılık süresi olarak kabul etmek gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.10.1997 gün ve 1997/10-578 Esas, 1997/758 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davacının 01.01.1977 tarihindeki vergi kaydının zirai faaliyetten mi yoksa ticari faaliyetten mi kaynaklandığını ilgili vergi dairelerindeki kayıtlar ve vergi beyannamelerini getirtmek suretiyle tesbit etmek, davacının hangi döneme ilişkin primlerinin icra yoluyla tahsil edildiğini kesin olarak saptamak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.09.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.