Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/5042 E. 2013/10829 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5042
KARAR NO : 2013/10829
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/04/1997-28/03/2006 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/04/1997-28/03/2006 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti ile işçilik alacaklarının ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, hizmet tespiti yönünden davacının 01/04/1997-28/03/2006 tarihleri arası kesintisiz çalıştığının tespitine ve bildirilmeyen sürelerin, Kuruma bildirilen sürelere eklenmesine, işçilik alacakları yönünden de ıslahen kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar hizmet tespiti ve işçilik alacakları davası farklı yargılama usul ve esaslarına tabi olup, birlikte görülerek karara bağlanmış ise de, alacak yönünden temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Hizmet tespiti davasına gelince;
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Öte yandan, 506 sayılı Yasa’nın 32. maddesinde sigortalıya, iş kazalarıyla meslek hastalıkları kapsamı dışında kalan hastalıklarda geçici iş göremezlik süresince günlük ödenek verileceği, 37. maddesinde ise hastalık sebebiyle geçici iş göremezliğe uğrayan sigortalılardan geçici iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş bulunanlara, geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği bildirilmiştir. Aksi bir sözleşme veya Toplu İş Sözleşmesi ile kararlaştırılmadığı taktirde hastalık süresince işverenin ücret ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Geçici iş göremezlik ödeneğinden prim kesilmeyeceğinden ve bu dönemde işverence ücret ödenmediğinden istirahatli geçen sürelerin “primi ödenmiş sigortalı gün” olarak değerlendirilmesine yasaca ve hukukça olanak bulunmadığı açıktır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,
Davacı adına, 01/04/1997 tarihinde … A.Ş. Tarafından işe giriş bildirgesinin verildiği, 01/04/1997-28/03/2006 tarihleri arası davalı işverenler tarafından toplam 2787 gün bildirim yapıldığı, 2004/9. 2005/1, 2, 4 ve 6. aylarda hastalık nedeniyle raporlarının, 2005/3. ayda ise hamilelik kaydının bulunduğu ancak bu sürelerin araştırılıp, bildirim yapılmayan dönemler içerisinde kalıp kalmadığı, raporlu günlerin Kuruma bildirilip bildirilmediği tespit edilmeden ve bunlarla ilgili kayıtlar getirtilmeden sonuca gidildiği, dolayısıyla davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş,
Dosyadaki raporlarla birlikte, davacının (hastalık varsa hamilelik ve doğum nedeniyle) başkaca raporlu olduğu süreler varsa bu sürelerin ilgili hastanelerden sorularak tespit edilip, bildirim yapılmayan dönemler içerisinde kalıp kalmadığını belirlemek, eğer kalıyorsa bu süreleri mahsup ederek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.