Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8898 E. 2011/13975 K. 05.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8898
KARAR NO : 2011/13975
KARAR TARİHİ : 05.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.11.2009 tarih 2009/14756-16398 sayılı bozma kararında “Çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 1652 m2’lik kısmının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı, yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısmın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı … Yönetimi, taşınmazın (A) ile gösterilen kısmına yönelik olarak 2/B madde uygulamasına itiraz etmiş ve 2/B uygulamasının iptali ile bu kısmın orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiştir. Dosyada mevcut orman bilirkişi … Turan tarafından düzenlenen 26.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının 2/B şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunda bir inceleme yapılmamıştır. 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin yasa maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yokolması sonuçlarını doğurur.
Yasada tanımlanan (…bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yokedilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde, uzman orman bilirkişisinin, 6831 sayılı Yasanın 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını göz önünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim
ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Bu nedenle mahkemece önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda yazılı koşullar dikkate alınarak belirlenmeli, öncesi devlet ormanı olan bir yer 2/B uygulaması ile ancak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabileceği ve taşınmazın (A) ile gösterilen bu bölümünün yörede 1949 yılında 3316 sayılı Yasa gereğince yapılan orman tahdidi sırasında mezarlık niteliğinde olduğu bildirilerek orman vasfı ile tahdit içine alındığı, 6831 sayılı Yasanın 1/D maddesine göre fiilen kullanılan kadim mezarlıklar orman sayılmazsa da, uzun süreden beri terk edilen, fiilen mezarlık olarak kullanılmayan orman ağaçları ile örtülü metruk mezarlıkların 6831 sayılı Yasanın 1/D maddesi kapsamı dışında orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerektiğine dikkate alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Orman Yönetiminin (B) kısmına yönelik temyiz itirazları gelince: Dosyada mevcut 5 nolu orman kadastro komisyonuna ait işe başlama tutanağından 2005-2007 yılları arasında Antalya ili … ilçesi … (Avanos) köyü sınırları içinde bulunan, evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları yapıldığı ve bu çalışmaların 19.08.2008 tarihinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. 4999 sayılı Yasayla değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesin de evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosunun orman kadastro komisyonları tarafından yapılabileceği öngörülmüştür ve 5 nolu orman kadastro komisyonuna 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlarda orman kadastrosu yapma yetkisi verildiği halde komisyon tarafında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde sadece aplikasyon işlemi yapılmış bu yetki kullanılmamıştır. Davacı … Yönetimi 6 aylık yasal süre içinde çekişmeli taşınmazın 4999 sayılı Yasayla değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu ve orman kadastro komisyonu tarafından orman sınırları içine alınmamış olması nedeni ile orman tahdidine itiraz davası açılmıştır. Bu nedenle mahkemece çekişmeli taşınmazın 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Bu nedenle, öncelikle eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman
olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, ziraatçı bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın fiili durumu tespit edilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra (A) ile gösterilen 1652 m2’lik kısmının orman sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından bu kısma yönelik olarak açılan davada dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştikten sonra dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, (B) ile gösterilen 543 m2’lik kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 2008 tarihinde yapılan 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1949 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi ile 2005 yılında yapılan ve 19.08.2008 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu yapılmış olan ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulaması ile henüz sınırlandırması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına 05/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.