YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15012
KARAR NO : 2012/8501
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptal ve tesciline, elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Orman Yönetimi, 17.02.2005 tarihli dilekçesiyle, … mahallesi … mevkii 753 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan bölümünün tapusunun iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini, davalının elatmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 01.05.2006 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 2133,10 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, bu kısma yönelik davalının elatmasının önlenmesine, kalan bölümün kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2007 tarih ve 2006/17203 – 2007/5668 sayılı bozma kararında özetle, “Davacı Orman Yönetimi dava dilekçesine dava konusu ettiği bölümün miktarını bildirmemiş, dilekçeye eklenen ölçeksiz kroki vasıtasıyla dava edilen bölümün yüzölçümünü belirleme olanağı da bulunmamaktadır. Kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişinin müşterek raporlarıyla çekişmeli parselin krokisinde (A) ile gösterilen 2133,10 m2 yüzölçümündeki bölümünün, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde bırakıldığının belirlendiği gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın kabulüne karar verilmişse de, mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ve 1987 yılında yapıldığı anlaşılan aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalar getirtilmiş, yörede 4999 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra yapılan çalışmaya ilişkin tutanak ve haritalar getirtilmemiş, bilirkişiler çekişmeli parselin bu çalışmalarda ne gibi işleme tabi tutulduğunu tek tek açıklamamışlar, bu çalışmalarda taşınmazı ilgilendiren orman sınır hatlarının değiştirilip değiştirilmediği, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince her hangi bir nedenle orman kadastrosu sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunun yapılıp yapılmadığını irdelememişler, raporlarına ekledikleri orman sınırı hattına irtibatlı krokideki 29 ila 37 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat ile bir örneği dosyada bulunan orman kadastro haritasındaki aynı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı arasında orman sınır noktalarının takip ettiği açı ve mesafeler yönünden çelişki bulunduğu halde bu çelişki üzerinde durmamışlardır.
2011/15012 – 2012/8501
Dosya içinde bulunan orman kadastro haritasının 1976 mı yoksa 1986 yılında yapılan çalışmaya mı ait olduğu anlaşılamamaktadır. Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1 maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2. madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü yürürlüğe konularak, daha önce orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği yerlerde, her hangi bir nedenle orman kadastrosu sınırları dışında kalmış yerlerde yeni bir orman kadastrosu yapılabilme olanağı getirmiştir. Yasanın orman kadastro komisyonlarına verdiği bu olanak, komisyonlara orman sınırlarını daraltma olanağı vermez. Anayasanın 169/1. maddesi gereğince orman sınırları aynı maddenin son fıkrasında açıklanan ayrık durum dışında hiçbir nedenle daraltılamaz. Daha önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakılan bir taşınmazın, daha sonra yapılan orman kadastrosunda yada aplikasyonunda orman sınırları dışında bırakılmasının Anayasal ve Yasal hiçbir dayanağı olmadığı için, bu tür işlemler geçersizdir. Bu nedenle, orman kadastro sınırlarına uyulmadan orman sınırları içindeki yerler genel kadastroya tabi tutularak, orman kadastro haritası ile arazi kadastro haritası arasında çelişki yaratılmışsa, bu çelişkiyi gidermenin yolu, orman sınırlarını, genel arazi kadastrosunda belirlenen sınırlara uydurmak değil, orman sınırlarına tecavüzlü arazi kadastro parsellerinin tapu kayıtlarının iptalini sağlamaktır.
O halde öncelikle, mahkemece; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, 1976 ve 1986 yıllarında yapılan orman kadastrosu ve aplikasyon işlemleri ile 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamalarına ilişkin tüm tutanak ve haritalar ile 4999 sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı anlaşılan işleme ilişkin, görevlendirme, işe başlama ve çalışma tutanakları ile çekişmeli parseli orman sınır noktaları ile gösteren ve 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan işleme ilişkin haritalar getirtilerek dosyasına eklenmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı dokuzuncu bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve
2011/15012 – 2012/8501
tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünü kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilin ilişkin kararın davalı tarafından temyiz edilmemekle aleyhine kesinleştiği gözetilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, her ne kadar, bozma ilamında, mahkemece verilen ilk kararın davalı tarafından temyiz edilmemekle davalı aleyhine kesinleşmiş sayılacağı gözetilerek karar verilmesi gerektiği bildirilmiş ise de, taşınmazın tamamı tahdid dışında olduğu gerekçesiyle davanın tamamen reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra verildiği gerekçe gösterilerek davacı Orman Yönetimi vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz talebinin reddine ilişkin karara yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kaydının iptali ve tesciline, el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1976 yılında yapılıp 24.08.1981 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1986 yılında yapılıp, 22.10.1987 tarihinde ilan edilen aplikasyon, orman kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… köyünde 1956 yılında yapılıp kesinleşen genel kadastroda, … mevkii 137 parsel sayılı 26040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinli tarla niteliğiyle, Nisan 1929 tarih ve 22 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından söz edilerek … Yağlı adına yapılan tesbiti itirazsız kesinleşmekle … Yağlı adına tescil edildikten sonra 26.12.1977 tarihinde Durkadın Yağlı ve arkadaşlarına intikal etmiş ve 24.02.1981 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası sonucu Niyazi Yağlı adına tescil edilerek 753 ila 756 sayılı parsellere ayrılmış, 751 m2 yüzölçümündeki bölümü ise yola terk edilmiş, 753 parsel sayılı 8061,33 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, 590 m2 yüzölçümündeki kısmı da yola terk edildikten sonra 12.09.1990 tarihinde Niyazi Yağlı adına tapuya kayıt edilmiştir.
İncelenen dosyada … belgeler üzerindeki tebliğ ve temyiz tarihlerine göre, temyiz dilekçesinin yasal süre içinde verilmediği anlaşılmıştır. Bu sebeple, yerel mahkemenin süre aşımı yönünden temyiz isteminin reddi yolunda verdiği kararda bir isabetsiz görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Orman Yönetimine yükletilmesine 05/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.