Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6546 E. 2011/10097 K. 19.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6546
KARAR NO : 2011/10097
KARAR TARİHİ : 19.09.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.10.2008 tarih 2008/4556–4998 sayılı kararında özetle: “Dava konusu taşınmaz, çamlık, meşelik niteliği ile tesbit edilmiş ancak ormanla ilgisi belirlenmemiştir. Taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığının Orman İdaresinden sorularak, yapıldı ise kesinleşen orman sınırlandırmasına ilişkin harita ve belgeler Orman İdaresinden getirtilerek dosya arasına konulması, öncelikle kesinleşen harita ve belgelerin yeniden yapılacak keşifte uzman ormancı bilirkişi vasıtasıyla yerine uygulanması sonucu taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması, şayet orman kadastro çalışmaları yapılmadı ise bu takdirde Orman İdaresinden getirtilecek orman amenajman haritası, hava fotoğrafları ve gizli memleket haritasından yararlanılarak aynı şekilde taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 1.maddesi gereğince Devlet ormanı ve orman toprağı sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması, bu konuda uzman bilirkişiden gerekçeli rapor ve kroki alınması gerekir. Bundan ayrı taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında çamlık meşelik niteliği ile tesbit edilmiştir. Taşınmazın bu niteliği itibariyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın öncesinde Hüseyin Onat isimli şahsa ait iken ölümü ile oğluna kaldığını, bir süre zilyet olduktan sonra da 24.8.1986 tarihinde davacıya sattığını, davacının da kadastro tarihine dek tasarruf ettiğini açıklamışlar, ancak imar ihyanın ne şekilde ve ne zaman yapıldığına ilişkin beyanda bulunmamışlardır. Keşif sonrası alınan ziraatçı uzman bilirkişinin raporunda ise taşınmazın 3. sınıf tarım arazisi olduğu, kültür bitkileri artıklarından ve içindeki taşların temizlenerek sekiler oluşturulduğu açıklanmış, bu işlemlerin tamamlandığı tarih belirtilmemiştir. Kazanmayı sağlayan zilyetlik yönünden bu beyanlar da yeterli değildir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait orman tahdit harita ve tutanaklarının, tahdit yapılmadı ise memleket haritası, hava fotoğrafı ile amenajman planlarının Orman İdaresinden, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve mevcutsa dayanak belgelerin Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilmesi, ondan sonra yerel, teknik, ziraatçi, ormancı ve fotoğrafçı bilirkişiler aracılığı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması, imar ve ihyanın nasıl yapıldığı, hangi tarihte tamamlandığı, orman ile ilgisinin bulunup bulunmadığı, komşu parsellere ait belgelere göre kazanmaya engel bir halin olup olmadığının tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl ve daha öncesinde topoğrafik haritalara göre durumunun belirlenmesi, taşınmazın ve çevresinin niteliğini belirlemeye esas olmak üzere fotoğrafçı bilirkişi tarafından çekilen resimlerin usulen onaylanıp dosya arasına konulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli Dada köyü 103 ada 84 parsel sayılı taşınmazın çamlık ve meşelik niteliği ile hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının % 90-100 kapalılıkta değişik yaşlarda kızılçam ağaçlarıyla kaplı olduğu, (A) ile gösterilen kısmında ise meşe ve kızılçam ağaçları ile birlikte 8-10 yaşlı 5 adet kavak ağacının bulunduğu, taşınmazların uzun yıllardan beri hiç kullanılmayan arazi niteliğinde olduğu ve bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gibi, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının da oluşmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.