YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9751
KARAR NO : 2011/14002
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 109 ada 989 parsel sayılı, 2.669.657 m2 yüzölçümlü taşınmaz, 1978 yılında yapılan orman tahdit sınırları içinde kaldığı belirtilerek 3402 sayılı Yasanın 22/son maddesi gereğince orman niteliği ile tapu kütüğüne aktarılmıştır. Davacılar, sahibi oldukları taşınmazın tahdit sınırları dışında olmasına rağmen sehven orman niteliği ile tapu kütüğüne aktarıldığını belirterek zilyetlik iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açmışlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1978 yılında orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yapılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, uzman orman bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle yapılan keşif ve uygulamaya göre taşınmazın orman kadastrosu çalışma tutanaklarındaki anlatım ve tariflere göre tahdit dışında bırakıldığı, yörede yapılan arazi kadastrosu sırasında yapılan hatalı uygulama ile taşınmazın 3402 sayılı Yasanın 22/son maddesi gereğince orman niteliği ile tapu kütüğüne aktarıldığı, orman tahdidi sırasında dışarıda bırakılmış bir taşınmazın daha sonra yapılan arazi kadastro ekiplerinin hatalı uygulamaları ile orman tahdidi içinde gösterilmesinin taşınmaza orman niteliğini kazandırmayacağına göre, davanın hak düşürücü süreden reddi yanlış olup, mahkemece işin esasına girerek esası hakkında bir hüküm kurulması gerekir. Kabule göre de, mahkemenin taşınmazın niteliği ve üzerinde sürdürülen zilyetliğe ilişkin gerekçesi, dosyadaki bilirkişi raporları, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile taşınmazın dosyadaki fotoğrafları ile uyuşmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 05/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.