Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9449 E. 2011/9997 K. 15.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9449
KARAR NO : 2011/9997
KARAR TARİHİ : 15.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

2007 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 113 ada 35 parsel sayılı 2.927,26 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık niteliği ile 155 ada 90 sayılı 3.436,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, önceleri …, … ve …’in zilyetliklerinde bulunduğu ancak terk edildiği gerekçesiyle çamlık niteliği ile Hazine adına tespit edilmişlerdir.
Davacılar … ve arkadaşları; ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 113 ada 35 ve 155 ada 90 parsellerin adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, 113 ada 35 parsel üzerinde davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 155 ada 90 parselin ise davacılar tarafından terk edildiği gerekçesiyle davanı kısmen kabulüne, 155 ada 90 parselin tespit gibi tapuya tesciline, 113 ada 35 parselin kadastro tespitinin iptal edilerek davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından 113 ada 35 parsel yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1941 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1981 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Hazinenin temyiz itirazları 113 ada 35 sayılı taşınmaza yönelik olup mahkemece bu yer hakkında verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar temyize konu 113 ada 35 parseli önceleri … ’in ölene dek kullandığını, ölümünden sonra oğlu olan davalı … tarafından birkaç kez ekilip biçildiğini, yaklaşık 15 yıldır ekilip biçilmediğini bildirmişlerdir. Hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın üzerinde % 20 civarında kapalılık oluşturacak şekilde 60-70 yaşlarında 16 tane çam ağacı ve 2 tane ardıç ağacı bulunduğu, arazi üzerindeki toprak işlemesinin uzun yıllara ait olmayıp yeni yapıldığı belirtilmiştir. Hükme dayanak yapılan orman raporunda ise çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığından orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Ancak Dairenin geri çevirme kararı üzerine orman ve fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen ek rapor ekindeki 1957 tarihli aplikeli memleket haritasında çekişmeli taşınmaz yeşil renkli ormanlık alanda , 2001 tarihli memleket haritasında ise geniş yapraklı ağaç ve ibreli ağaç rumuzları bulunan açık alanda işaretlenmiştir.
Kural olarak; bir yerde, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenmesi gerekir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 4785 sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan bu yasanın yürürlük tarihinden önce 1941 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılmış olduğundan, sadece 1941 yılı orman harita ve tutanaklarının uygulanması
taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespitinde yetersiz kalır. Diğer taraftan; davacı kişiler kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak dava açtıklarına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması o yerin kişiler adına tescili için yeterli olmayıp taşınmazın öncesinin de araştırılması, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında ne şekilde nitelendirildiklerinin belirlenmesi; 4785 sayılı Yasa karşısındaki durumlarının saptanması, zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadıklarının da araştırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olduğu, sonradan ormandan açıldığı, taşınmazın %25-30 eğimli olduğu, üzerinde % 20 kapalılıkta 60-80 yaşlarında 16 tane karaçam ağacı ve 2 tane ardıç ağacı bulunduğu, taşınmazın halen imar ihya edilmediği, davacıların kadastro tespit tarihe kadar fasılasız 20 yıl süreyle zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öncesi orman olan yerlerin imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacağı bir yana, bir an için aksi düşünülse dahi davacı kişiler yararına imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulü yolunda hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15/09/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.