YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12452
KARAR NO : 2011/12550
KARAR TARİHİ : 03.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyü Yenioba mevkisinde bulunan taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1617.31 m2 yüzölçümünde, ev ve bahçesi niteliğindeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış ve 04/12/1967 tarihinide kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Yine bu yerde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlanmış, sonuçları 10/08/2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla toprak edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Şöyle ki, tescili istenen taşınmazın evvelce yörede çalışma yapan mera komisyonu tarafından 10 numaralı mera parseli altında mera olarak sınırlandırıldığı, bu çalışmanın iptali için Orman Yönetimi tarafından açılan davanın asliye hukuk mahkemesinin 2004/371 esas, 2005/ 509 sayılı dosyasında yargılaması yapılarak çekişmeli yeri de içine alan taşınmazın devlet ormanı sayılan yerlerden olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu dosyada temyize konu davanın davacısı, taraf olarak yer almadığından kendisi açısından kesin hükmün sonuçlarını doğurmasa da bu karar kuvvetli delil niteliği taşımaktadır. 10 numaralı mera parselinin orman niteliğinde olduğu belirlenerek kesinleşmiş ve bu niteliği ile tapuya kaydedilmiştir. Kaldı ki, Medeni Yasanın 713. maddesinde “ Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükmü yer almaktadır. Maddeden de anlaşılacağı üzere davanın dinlenebilmesinin ön koşulu tescili istenen taşınmazın “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan” bir yer olmasıdır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.