Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10740 E. 2012/13964 K. 06.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10740
KARAR NO : 2012/13964
KARAR TARİHİ : 06.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, 257 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, yörede 1998 tarihinde yapılan ve 14/02/2007 – 14/08/2007 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosunda öncesi kısmen orman olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak orman alanı dışında bırakıldığını iddia ederek, işlemin iptali ile taşınmazın kısmen orman alanı içine alınmasını istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 257 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastrosuna 1979 yılında başlanmış, 08/10/1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yıllar önce çıkan orman yangınında yanan ağaçların kesilerek tarla haline getirildiği belirtilmiş ise de, Dairenin geri çevirme kararı ile dosyaya getirtilen Orman İşletme Müdürlüğünün cevabî yazısına göre, taşınmazın bulunduğu yerde 2005-2007 yılları arasında orman yangınının çıktığı; ancak, buna ilişkin tutanak tutulmadığı belirtilmiştir. Keşif tarihine göre Orman İdaresinin cevabı da gözönüne alındığında, orman bilirkişinin yangın konusundaki değerlendirmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Diğer taraftan, orman bilirkişi raporu ekindeki memleket haritasında taşınmazın durumu net olarak anlaşılamadığı gibi, memleket haritasının dayanağı olan hava fotoğraflarındaki konumu da gösterilmemiştir. Bu haliyle rapor yetersiz olup, yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınamaz.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanuunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, özellikle taşınmazın bulunduğu yerde 2005-2007 yılları arasında orman yangını çıktığı belirtildiğinden taşınmazın yangından önceki ve sonraki eylemli durumu hakkında ayrıntılı açıklama istenilmeli, varsa 2005 ve öncesi uydu fotoğraflarındaki konumu belirlenerek dosyaya konulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, kadastro mahkemelerinin tapu iptal ve tescile karar veremeyeceği gözönünde bulundurulmadan, taşınmazın orman tahdidi içine alınması ile yetinilmesi gerekirken tapu iptali ve tescil kararı verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 06/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.