YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1717
KARAR NO : 2010/5055
KARAR TARİHİ : 14.04.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, tapu kaydına dayanarak yörede 2006 tarihinde ilk kez yapılan ve 11.09.2006 – 11.03.2007 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında … Köyü 296-297-298-356 ve 357 parsel sayılı taşınmazların orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın reddi ile dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
İncelenen dosya kapsamına, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazların orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında orman olduğu gibi halen de eylemli orman olduğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, orman kadastro tespitine itiraz davalarında mahkemece toplanan deliller karşısında davanın kabulü ya da reddi yolunda hüküm kurulmakla yetinilmesi gerektiği, tescil kararı verilemeyeceği, esasen çekişmeli taşınmazların zaten davacılar adına tapuda kayıtlı olduğu, mükerrer tescil kararı verilemeyeceği gözönünde bulundurulmadan … şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden tamamen çıkarılarak düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.’nın 438/son maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 14.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.