Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/5890 E. 2012/14620 K. 19.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5890
KARAR NO : 2012/14620
KARAR TARİHİ : 19.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar …, … , … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Anbarseki Köyü, …Mevkiindeki 1155 ve 1157 parsel sayılı sırasıyla, 3470 m2 ve 5390 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, ham toprak niteliği ile, devletin hüküm ve tasarrufu altında metruk yerlerden olduğundan Hazine adına, 1156 parsel sayılı taşınmaz, tarla niteliği ve 7330 m2 yüzölçümü ile, 1937 tarih 1152 sayılı vergi kaydı olduğu …, … … … ve …’ın taşınmazı 1981 yılında, vergi kayıt maliklerinden satın alarak halen zilyet olduğu, ancak; kayıt malikleri … ve … efradına iskanen verildiğine ilişkin iskan kaydı sunulamadığı için Hazine adına, 1158 parsel sayılı taşınmaz, 11000 m2 yüzölçümü ve tarla niteliği ile, 1937 tarih 1155 sayılı vergi ve iskan defterinin 28. sırasında … ve efradı adına kayıtlı olduğu, bu kişilerin 1925 yılında Bergamaya yerleşmesi nedeniyle 1960 yılına kadar köylülerin kullandığı, iskan kayıt maliklerinden … mirasçılarının 1978 yılında … ve …’a sattığı, ancak; 1960 yılından 1978 yılları arasında kullanılmadığı nedeniyle Hazine adına, 1159 parsel sayılı taşınmaz, 5390 m2 yüzölçümü ve ham toprak niteliği ile, devletin hüküm ve tasarrufu altında metruk yerlerden olduğundan, Hazine adına 1986 yılında tesbit edilmiştir.
Tesbite itirazı, kadastro komisyonunca 27/02/1996 tarihinde reddedilen davacılar …, … ve … ile birlikte … Keskin; kadastro mahkemesinde 21/03/1996 tarihinde dava açarak, Sarımsaklı … adına 1937 tarih 1155 sayılı vergi kaydı bulunan taşınmazı ve … … adına 1937 tarih 1152 sayılı vergi kaydı bulunan taşınmazı, vergi kayıt maliklerinin mirasçıları olan … ve …den ve 13/04/1978 tarihli muhtar onaylı senet ve yine … ’den Karaburun Noterliğince düzenlenen 17/03/1981 tarihli satış senedi ile satın aldıklarını, satın aldıkları kişilerin taşınmazların iskanen dağıtıldığı 1928 yılından itibaren, kendilerinin de satın alma tarihinden itibaren malik sıfatıyla ve kesintisiz eklemeli zilyet olduklarını ileri sürerek, komisyon kararının iptali ile taşınmazların payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir. Yargılama sırasında … ile … Keskin 04/06/1996 tarihli dilekçeleri harçlandırarak, çekişmeli taşınmazlara satın alma yoluyla paydaş olduklarını iddia ederek davaya katılmışlardır.
Mahkemece, davacı ve katılan davacıların davasının kabulüne, dava konusu 1155, 1156, 1157, 1158 ve 1159 parsel sayılı taşınmazların tesbitteki yüzölçümleri ve tarla niteliği ile 3/12 payı, …, 3/12 payı …, 3/12 payı … Keskin, 1/12 payı … kızı …., 1/12 payı … kızı … Kadın Ocak, 1/12 payı … oğlu … adlarına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2008/3047 – 7032 sayılı 07.05.2008 günlü kararında özetle: “ mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı gibi, delillerin takdirinde de hataya düşülmüştür. Şöyle ki; davacıların satın alma yoluyla malik olduklarını iddia ettikleri 54 ve 28 sayılı iskan kayıtlarının eski malikinin Kargacı … olduğu, bu taşınmazların güney batı yöndeki komşu taşınmazı 1154 parselin, Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/225 – 253 sayılı kararı ile hükmen … adına tesciline karar verildiği, …’ın dayanağı ve satın alma yoluyla malik olduğu, 36 sayılı iskan kaydının, doğu hududunun (çekişmeli taşınmazların bulunduğu yönü) Kargacı … okuduğu, davacıların dayanağı 28 sayılı iskan kaydının da batı hududunun 36 sayılı iskan kaydının eski maliki Çitali adını okuduğu gözlenmiştir. Davacıların, dayanak iskan kayıtlarına sahiplerinden satın almak suretiyle malik olduklarından iskan kayıtları geçerli ise de; Akbük Mevkiindeki 54 sayılı, Molla … Oğlu …, Validesi …’ye ait iskan kaydının hudutlarının; doğusunun deniz, batısının yani, kuzeyinin yani okuduğu ve 2 dönüm yüzölçümünde olduğu, yine aynı mevkideki 28 sayılı … oğlu …’a ait iskan kaydının hudutlarının; doğusunun deniz, batısının Çitoliyani, kuzeyinin Delimanol ve güneyinin Hıristo okuduğu, 2 ve 5 dönüm olmak üzere toplam 7 dönüm yüzölçümünde olduğu, iskan kayıtlarının hudutlarında genişlemeye elverişli zilyetlikle kazanmaya elverişli olmayan Rumlardan metruk arazi bulunduğu gibi çekişmeli taşınmazların da tahdit dışında olmakla birlikte üzerinde münferit orman ağaçları bulunan yüksek eğimli maki ile kaplı bulunması nedeniyle, miktarı ile geçerli kayıt niteliğinde olduğu, bu nitelikteki kayıt miktar fazlası taşınmazların zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağı, kaldı ki çekişmeli taşınmazların uzman bilirkişiler tarafından saptanan hali hazır durumları itibarıyla, davacıların zilyetlikleri bulunmadığından, mahkemece kayıt miktar fazlasının kazanılamayacağı gözetilmeksizin çekişmeli parsellerin tamamının gerçek kişiler adına tesciline karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, mahkemece yeniden yapılacak keşifte, davaya konu taşınmazların tesbit dayanağı iskan defter kayıtları, yerel bilirkişiler ve … ehli aracılığı ile … parsellerin dayanakları ile denetlenerek 3402 sayılı Yasanın 20/c, 21 ve 32/3. maddesi gereğince, 1154 parselin doğu sınırı sabit sınır kabul edilip, sabit sınırdan başlamak suretiyle, yöntemince çekişmeli taşınmazlara uygulatılarak iskan kayıtlarının araya başka taşınmaz girmeksizin bir bütün olarak yüzölçümleri kadar kapsamı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazların konumunu ve iskan defteri kayıt sınırlarını … parsellerle birlikte gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir. Anılan yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile … biçimde hüküm kurulmasının usûl ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacılar ve katılan davacıların davalarının kısmen kabulüne ve dava konusu Anbarseki Köyü 1155 nolu parselin 3482,93 m² yüzölçümlü olarak tarla niteliğiyle, 1156 nolu parselin 20.07.2010 günlü … bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 5517,47 m² lik kısmının tarla niteliğiyle davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) harfi ile gösterilen 1812,32 m²’lik kısmının tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 1157 nolu parselin 2497,05 m² yüzölçümlü olarak, 1158 nolu parselin 9159,12 m² yüzölçümlü olarak, 1159 nolu parselin 6359,68 m² yüzölçümlü olarak tesbitteki nitelikleriyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 1159 nolu taşınmaz üzerindeki 5 adet zeytin ağacının Kadastro Yasasının 19. maddesi gereğince davacılar ve katılan davacılara ait olduğunun beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verilmiş, hüküm davacı …, …, … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 04/08/1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve tapu kayıt miktar fazlası olan 1156/A, 1157, 1158 ve 1159 nolu parseller yönünden davacılar yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi gereği “ ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi”gerekirken, davalı idareler lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 13. paragrafı kaldırılarak, bunun yerine “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi gereği 1100,00.- TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak ½’ şer oranında kendisini vekille temsil ettiren davalı idarelere verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA 19/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.