Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2618 E. 2011/5877 K. 10.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2618
KARAR NO : 2011/5877
KARAR TARİHİ : 10.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.04.2010 gün ve 2010/1873-4766 sayılı bozma kararında; “Kesinleşmiş orman kadastorsu, maki tutanakları ve tevzii kroki ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman orman ve … bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar ile çekişmeli parselin 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, maki uygulamasına konu edilmediği belirlendiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, Tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, kaldı ki çekişmeli parselin kadastor tesbitinden önce tevzi yoluyla oluşan yada başka her hangi bir şekilde oluşan tapu kaydının bulunmadığı, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmünün “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü göz önünde bulundurularak arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesi gereğince
hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın KABULÜNE, çekişmeli Kirişçiler köyü 258 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve 683 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu da belirtilmek suretiyle Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1980 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 Numaralı Ekip tarafından yapılıp 31.03.1981 tarihinde ilan edilen, itirazların incelenmesiyle komisyon çalışmaları da 14.06.1982 tarihinde ilan edilip, itirazsız yerlerde 31.03.1982, itirazlı yerlerde ise 14.06.1983 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 58 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1986 yılında yapılıp 22.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve her hangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış olan ormanların kadastrosu ile 2896 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, yine 58 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1987 yılında yapılıp 23.12.1988 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve her hangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış olan ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Kirişçiler köyünde 1963 yılında yapılıp 20.12.1978 ila 19.01.1979 tarihleri arasında ilan edilen genel kadastroda 176 parsel sayılı 9300 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, 200 yazım numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tesbitine … … tarafından parselin miktarının az olduğuna değinilerek itiraz edildiği, Tapulama Komisyonun itirazın reddine ilişkin 20.03.1984 gün ve 1984/92 sayılı kararı üzerine, aynı sav ile … … tarafından davalılar …, … …, … …, … …, … …, … … aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin Tapulama Mahkemesinin 02.03.1987 gün ve 1985/131-55 sayılı kararının, temyiz edilmeden 28.04.1987 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya kayıt edildiği, intikal ve satış ile 14.12.2001 tarihinde … adına kayıt edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulduğuna göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine yönelik iki, üç, dört ve beşinci bentlerin hükümden çıkartılarak bunun yerine “6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 10/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.