YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8518
KARAR NO : 2010/12468
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi Merkez … Köyü 127 parsel sayılı 102800 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, mera niteliği ile özel sicilinde kayıtlı olduğunu, yörede ilk kez yapılan ve 15.02.2007-15.08.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve işlemin kesinleştiğini belirterek özel sicilindeki kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin krokide (A)=54028.26 m2’lik kısmının tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, krokide (B) ile gösterilen kısmın 127 parsel olarak mera vasfında tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın özel sicilindeki kaydının iptal ve orman niteliğinde tapuya tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2007 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz, kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1979 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise bu kısım mera olarak tesbit ve yolsuz olarak özel siciline tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 2004 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. 931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın kısmen iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik
bulunmamaktadır. Ancak taşınmazın (B) kısmı zaten mera özel sicilinde kayıtlı olduğundan, bu kısım hakkında tekrar sicil oluşturulması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 1. bendinin 2.paragrafının sonunda yer alan “fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 48983.09 m2 yüzölçümündeki kısmın 127 parsel numarası altında mera vasfı ile tesciline” kelimeleri kaldırılarak, bunun yerine “krokide (B) ile gösterilen kısmın önceden olduğu gibi özel sicilinde bırakılmasına” kelimelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 18.10.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
.