YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11594
KARAR NO : 2010/13302
KARAR TARİHİ : 28.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 26/10/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, tayin olunan 26/10/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Av. … geldi, karşı taraftan Orman İdaresi vekili Av. … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü … mevkii 287 ada 4 parsel sayılı 2791,36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kargir ev ve kargir ahır ve arsası niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … oğlu … adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi; taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olduğu, tesbitinin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmış, davacı … oğlu … tarafından, çekişmeli parselin kendisine ait olduğu, buna rağmen sehven … … oğlu … adına tesbit edildiği, tesbitin iptali ve adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece Orman Yönetiminin davasının KABULÜNE, çekişmeli parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu … köyünün bir bölümünde genel arazi kadastrosu 1970 yılında yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları ile eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli … Köyü 287 ada 4 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmışsa da, dava dışı aynı ada 1, 2, 3, 5, 6 ve 7 sayılı parseller bir bütün olarak düşünüldüğünde çevresinin çepe çevre sınırlaması itirazsız kesinleşmiş devlet ormanı ile çevrili orman içi açıklığı konumunda olduğu, dava dışı 287 ada 5 sayılı parselin kadastro tesbitine esas alına tapu kaydının dayanağı Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.01.1975 gün ve 1975/249-49; 287 ada 6 sayılı parselin kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının dayanağı olan Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.01.1975 gün ve 1975/250-50 sayılı kesinleşmiş kararlarının … ve … tarafından, davalı sıfatıyla Hazine, Orman Yönetimi ve … köyü tüzel kişiliği aleyhine açılan tescil davasının kabulüne ilişkin olduğu, davalılar Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine bu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hüküm oluştursa da, dava konusu taşınmazlar farklı
olduğundan çekişmeli 287 ada 4 sayılı parselin orman sayılmayan yerlerden olduğu yada orman içi açıklığı olmadığı yönünde kesin hüküm yada güçlü delil oluşturmayacağı gibi, çekişmeli parselin orman içi açıklığı niteliğini de değiştirmez.
6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 28.10.2010 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Çekişmeli taşınmaz, kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … oğlu … adına tespit edilmiş, davacı … Yönetimi, kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile dava açmış, … oğlu … taşınmazın kendisine ait olduğu, isim benzerliği nedeniyle yanlışlıkla … … oğlu … adına tespit yapıldığını belirterek davaya katılmıştır.
Mahkemece yerinde keşif yapılmış, bilirkişi orman yüksek mühendisi taşınmazın 1967 yılında kesinleşen orman sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden ve orman yolu ile ulaşımın mümkün olduğunu, ancak orman içi açıklık niteliğinde olduğunu bildirmiş, ziraat yüksek mühendisi imar ihyası 40 – 45 yıl önce tamamlanmış, kadim ziraat arazisi, jeolog bilirkişi % 2 – 3 eğimli kadim kültür tarım arazisi olduğunu, içerisinde ev bulunduğunu bildirmişlerdir.
Komşu 5 ve 6 sayılı parseller Hazine ve Orman Yönetimi taraf olduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararı ile oluşan tapu kaydına dayanılarak tespit edilip itirazsız kesinleşmiş, 5 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının tesisine esas olan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/249- 1976/49 sayılı kararında da taşınmaz yönü … evi, incir bahçesi ve yol olarak gösterilmiştir.
O halde, Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olduğu 5 ve 6 sayılı parsellerin tespitine esas tutulan tapu kayıtlarının tesisine esas olan mahkeme kararları güçlü delil olduğu gibi, 5 ve 6 sayılı parsellerin dava dışı kişiler adına tapu kayıtlarına dayanılarak tespit edilip kesinleşmesi de taşınmazın orman içi açıklık olmaktan çıktığını göstermektedir.
Kaldı ki; Orman Yönetimi kesinleşmiş orman sınırlamasına dayanarak dava açmış, çekişmeli taşınmazın da orman sınırları dışında kaldığı belirlenmiştir.
Yerel mahkemece talebin de dışına çıkılarak taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenlerle; katılan …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASI gerektiği düşüncesiyle sayın çokluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.