YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9943
KARAR NO : 2011/15156
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli Çayırdere köyü 182 sayılı parsel yörede 1984 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 5500 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde Aralık 1937 tarih 47 ve Mayıs 1939 tarih 22 numaralı tapu kayıtları uygulanmak suretiyle … adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Halen satış nedeniyle davalı … adına tapuda kayıtlıdır.
Hazine, taşınmazın eskiden Kurtdere Çiftliği sınırları içinde iken Aralık 1937 tarih 47 ve Mayıs 1939 Tarih 22 numaralı tapu kayıtları ile satış suretiyle Çayırdere köy tüzelkişiliği adına tescil edildiği, 1944 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince 1 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından yapılan çalışmada 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilip bedelinin köy tüzel kişiliğine ödendiği, Kurtdere Devlet Ormanı adı altında 29/04/1954 tarih, 12 numarada Hazine adına tapuya kaydedildiği, buna rağmen yörede 1984 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında hukuki değerini yitirmiş bulunan Aralık 1937 tarih 47 ve Mayıs 1939 Tarih 22 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak çekişmeli yerin kişi adına tespit edilip yolsuz olarak tapuya kaydedildiği, daha sonra 1997 yılında 6831 sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu çalışmanın iptali yolunda … Kadastro Mahkemesinde açılan davaların reddedildiğini ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, çekişmeli Çayırdere köyü 182 sayılı parselin davalı adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun şerh verilmesine ilişkin karar davalı tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.03.2009 gün 2009/2047-4927 sayılı kararı ile “…davalının hakkında açılan davadan haberi olmamıştır. Mahkemece H.Y.U.Y.’nın 73. maddesine aykırı olarak davalının sav ve savunmaları alınmaksızın, yasal hakları kısıtlanmak suretiyle hüküm kurulmuştur.” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasayla değişik 2/B maddesi gereğince Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz Kurtdere Hususi Ormanı olarak orman sınırları içinde bırakılmış, 4785 sayılı Yasa gereğince bedelleri ödenmek suretiyle devletleştirildiği ve 29.04.1954 tarih 12 sıra nolu tapu ile devlet ormanı niteliğiyle tapuya tescil edildiği, 1995 yılında yapılan ve 20.01.1997 – 20.07.1997 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1987 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak gerçek kişi adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağından tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi uyarınca; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre “bu kanunun 36/A maddesi hükmü henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri için de uygulanır” hükümleri uyarınca davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmolunamayacağından, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hükmün 4, 5, 6 ve 7. bendlerinin hükümden çıkartılmasına ve bunun yerine 4. bent olarak ” 3402 sayılı Yasaya 6099 sayılı Yasa ile eklenen 36/ A maddesi ile geçici 11. maddesine göre; davacı Hazinenin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve aynı yasa hükmü gereğince davacı Hazine yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdığı peşin temyiz harcının istek halinde iadesine 19/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.