Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/7443 E. 2011/11279 K. 10.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7443
KARAR NO : 2011/11279
KARAR TARİHİ : 10.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … köyü 5 pafta 19 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 25/02/2009 gün ve 5841 sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen hüküm uyarınca devlet veya diğer kamu tüzel kişilerin dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağı düzenlemesi yapıldığından ve kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman savına dayalı tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
… Köyü’nde 19.10.1984 tarihinde yapılıp, 09.02.1988 ila 10.03.1988 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen kadastroda, çekişmeli 19 parsel sayılı 7120 m² yüzölçümündeki taşınmaz 21.04.1932 tarih 1 cilt, 26 sayfa, 11 parsel nolu tapu kaydına dayanılarak muris … adına tesbiti yapılmış ve itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tespitinin askı suretiyle ilanını takiben 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ve çekişmeli parselin kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden sonra 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler geçmişse de; 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, değinilen yönler gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 10/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.