Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/18317 E. 2012/17949 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18317
KARAR NO : 2012/17949
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının 506 sayılı Yasanın Ek 5.,6.,7., ve 39. maddeleri kapsamında olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin ve davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davalı işyerindeki çalışmaların 506 sayılı Yasanın Ek-5, 6, 7 ve 39. maddeleri kapsamında geçtiğinin tespiti ile fark primlerin geçmişe etkili olarak gecikme tazminatı ile birlikte tahsili, ayrıca tespit edilen sürelerin Yasada belirtilen yaş hadlerinden indirilerek, emeklilik işlemleri sırasında dikkate alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının davalı işyerinde 10.04.1997 tarihinden 11.06.2007 tarihine kadar geçen çalışmalarının itibari hizmetten yararlanması gerektiğinin tespiti ile davacının yararlanması gereken itibari hizmet süresinin 913 gün olduğunun tespitine, davacının emeklilik işlemlerinin davalı … kurumunca değerlendirilmesi gerektiğine, gecikme tazminatı ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Basım ve gazetecilik işyerindeki çalışma koşulları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanabilmek için, yasada öngörülen iki koşulun birlikte gerçekleştiğinin belirlenmesi gereklidir. Bunlardan birinci koşul, sigortalının basım ve gazetecilik işyerinde çalışmış olmasıdır. Ancak bu koşulun araştırılıp saptanmasında; işyeri, dar anlamda muhakkak ve sadece gazete basımıyla uğraşan bir basımevi olarak düşünülmeyip, yasanın açık amacı göz önünde bulundurularak söze değil öze üstünlük tanıyan bir yaklaşımla basım işinin nitelikleri yönünden gerekli inceleme yapılarak sonuca varılmalıdır. İkinci koşul ise, yine aynı maddenin II. Alt Bendinin (a-f) işaretli alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerden birinin çalışma koşulları kapsamında ayrıca gerçekleşmiş bulunmasıdır.
İşyeri bildirgesinin, işyerinde yapılan işin mahiyeti hanesinde, “çeşitli plastik filmler, …, … üzerine tifdruk baskı işleri, laminasyon-parafin işleri-tifdruk mürekkebi imali-pvc film imali” olarak belirtilmiş; … Marmara Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen analiz raporunda ise, “200.000 M2’lik tesis alanında, gıda sektörü için film, baskılı malzeme üretimi ve laminasyon işleminin 18.000 ton/yıl üretim kapasitesi ile” yapıldığı belirtilmiştir. İşyeri, baskı öncesi hazırlık, baskı, rotosel, laminasyon parafin metalize, kesme, boyahane, alış depo, kazan dairesi, bakım ve sevkiyat bölümlerinden oluşmaktadır. Sıralanan bilgiler gözetildiğinde, öncelikle, işyerinin tümüyle mi yoksa belirli bölümleri itibariyle mi basım ve gazeticilik işyeri olarak niteleneceği; maruz kalınan etkenlerin oluşturduğu hastalıklar anlamında uzman tıp doktoru, matbaacılık işinden anlayan kimya yüksek mühendisi ve makine yüksek mühendisi iş güvenliği uzmanlarından oluşacak bilirkişi kurulu marifetiyle, işyerindeki keşiften elde edilen bulgulara dayalı olarak ortaya konulmalıdır.
Yargılama sürecinde, Anayasa’nın 153/5. maddesinde yer alan, “İptal kararları geriye yürümez.” İlkesi yanında; Anayasa Mahkemesi’nin, 02.05.1989 tarihli, 1988/51 E., 1989/18 K. Sayılı kararında yer alan, “Anayasa Mahkemesi’nden, ancak Anayasa’ya aykırı olan bir yasa hükmünün uygulama alanından kaldırılmasını sağlamak için iptal kararı istenebileceğine, özde Anayasa’ya aykırı düşmeyen bir kural, uygulama alanının genişletilmesi amacıyla iptal edilemeyeceğine göre; bir kısım sigortalılara hak tanıyan itiraz konusu hükmün, öteki kesimlere de aynı hakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemleriyle düzeltilmesi, düzenleme eksikliklerinin bu yöntemle giderilmesi Anayasa’ya uygun ve tutarlı bir tasarruf olacaktır.” Gerekçesi de gözetilerek; Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında, geçmiş dönemde itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı bulunmayan sigortalıların, geçmişe dönük olarak bu haktan yararlanabilecekleri sonucuna varılması olanağının bulunmadığı da gözetilmelidir.
Yargılama sürecinde, iş güvenliği uzmanı olup olmadıkları anlaşılamayan kimya yüksek mühendisi, makine yüksek mühendisi ve uzman tıp doktorundan oluşan bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılıp işyeri bölümlerinin niteliklerine ilişkin gözlemler keşif zaptına yansıtılmış ise de, bilirkişi heyetinden makine yüksek mühendisi tarafından muhalefet şerhli olarak düzenlenen raporda; işyerinde sadece bir bölümde baskı işi yapıldığı, diğer dokuz bölümde basım işinin yapılmadığı ve sektörel boyutta matbaa anlamını taşıyan baskı işinin davalı işyerinde bulunmadığı, rotosel mikser bölümü hariç diğer tüm noktalarda günlük maruziyet ölçüm değerleri altında ölçüm sonuçlarının elde edildiği, dolayısıyla,baskı bölümünde davacının yaptığı arka bobin takma işinin 2098 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasaya eklenen ve 3395 sayılı Yasa ile değiştirilen Ek.5/II. madde kapsamına girmediği belirtilmiş, uzman doktor ve kimya yüksek mühendisi diğer iki bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise; işyerinde “esnek gıda ambalaj üretimi ve bu ambalaj malzemesi üzerine yapılan renkli basım ve kaplama” işi yapıldığı, üretim profili genel olarak göz önüne alındığında, sadece baskı makinelerinin bulunduğu bölümün basım işi kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olmadığı, dolayısıyla tüm bölümlerin basım işi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davacı tarafından yapılan işin 2098 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasaya eklenen ve 3395 sayılı Yasa ile değiştirilen Ek.5/II. maddenin (a) ve (e) bentlerine girdiği ve itibari hizmetten yararlanması gerektiği belirtilmiş, mahkeme de, bu rapora göre yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir. Bu raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece Yapılacak iş; itibari hizmet süresinden yararlanmak için yasada öngörülen basım ve gazetecilik işyerinde çalışmış olma ve Ek-5/II. maddenin alt bentlerinde (a-f) yazılı fiziksel dış etkenlerden birinin çalışma koşulları kapsamında gerçekleşmiş bulunmasına ilişkin yasal koşulların ayrıntılı bir biçimde irdelenip tartışılarak, diğer taraftan, işyeri, baskı öncesi hazırlık, baskı, rotosel, laminasyon parafin metalize, kesme, boyahane, alış depo, kazan dairesi, bakım ve sevkiyat bölümlerinden oluştuğuna göre, işyerinin tümüyle mi, yoksa belirli bölümleri itibariyle mi basım ve gazetecilik işyeri olarak değerlendirilmesi gerektiği hususu irdelenip, gerekçeleri her bir bölüm için ayrı ayrı açıklanıp gösterilerek, davacının hangi bölümde ne kadar süreyle çalıştığı olgusu delillendirilerek, işyeri ve yapılan işin niteliği ve özellikleri ve buna bağlı olarak hangi olumsuz dış etkenlere maruz kalındığı, çalışmanın itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir işyerinde geçip geçmediği, gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerdeki çalışma düzeni ile, çalışmanın gerçekleştiği saatler, gürültü düzeyi ve kullanılan maddelerin insan sağlığı için tehlike sınırı ve ölçümleme yönteminin yargısal denetime elverir biçimde ve dosyaya sunulan analiz raporlarıyla varılan sonuçlardan ayrılma gerekçeleriyle birlikte ortaya konularak,dosyada mevcut bilirkişi raporlarının bu yönde farklı değerlendirmeler içermesinden dolayı bu yöndeki çelişkiler giderilerek, davacı talebinin aynı zamanda 506 sayılı Yasanın 6, 7 ve 39. maddelerine kapsamında kalması nedeniyle tekrardan değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde; davacı avukatı ile davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.