YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5699
KARAR NO : 2012/15919
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı şirket temsilcisi; 17/06/2008 tarihli kredi sözleşmesi ile davalı bankadan 20.000,00 TL tutarında ticari kredi kullandıklarını, mobilya ticareti ile uğraştıklarından davalı banka yetkililerinin müşteri senetlerini de kendileri aracılığıyla tahsil etmelerini teklif ettiklerini, bunun üzerine bir kısım müşteri senetlerini davalı banka marifetiyle protesto göndererek tahsile başladıklarını, 2008 yılı sonunda işlerinin bozulması nedeniyle kredi taksitlerini ödeyemediklerini, bunun üzerine davalı bankanın kredi borcunu katederek kendilerine tahsil için verilen senetlere el koyarak alacaklıymış gibi icra takiplerine giriştiğini, senetler nedeniyle bankaya bir borçlarının bulunmadığını, davalı banka tarafından aleyhlerine takip yapılan keşideci borçlulardan senet alacaklarının haricen kendileri tarafından tahsil edildiğini, bu senetler nedeniyle bankaya borçlarının olmadığını, takip taleplerinde kredi sözleşmesinden bahsedilerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ifadesinin kullanıldığını, bu ibarenin kullanılmasıyla alacağın senetlerden kaynaklanmadığının banka tarafından da zımnen kabul edilmiş olduğunu, senetlerdeki ciroların tahsil cirosu olduğunu belirterek söz konusu takipler ve dayanağı senetler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, ayrıca senetleri keşide edenlerin de müvekkili şirkete borçlarının bulunmadıklarının tespitine ve senetlerin şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; takip konusu bonoların beyaz ciro ile müvekkili bankaya devredildiğini, bu ciroların tahsil cirosu olduğunu davacının yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, davacının kredi borcunu ödemediğini, takiplere konu senetlerin bedellerini senet borçlularından tahsil ettiğine dair bankaya bir bildirimde bulunulmadığını ve yapılan tahsilatların kredi borcundan mahsubunun sağlanmadığını, senette yapılan cironun tahsil cirosu olduğunun açıkça belirtilmemesi halinde o cironun temlik için yapıldığının kabulü gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; dava konusu bonoların, davacı şirket yetkilisi tarafından beyaz ciro ile davalı bankaya temlik edilmiş olduğu, bonoların davacı şirket tarafından kullanılan kredi borcunun teminatı olarak verildiği, girişilen icra takiplerinde de kredi borcundan bahsedilerek tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla takip yapıldığı, kredi borcunun ise halen ödenmediği, dava dışı senet borçlularının senet bedellerini davacı şirkete ödemiş olmasının, bonoların bedelsiz kaldığı ve davacının borcunun bulunmadığı anlamına gelmeyeceği, senetlerin tahsil cirosu ile temlik edildiği hususunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı şirket temsilcisinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.