YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9996
KARAR NO : 2011/11346
KARAR TARİHİ : 11.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 05.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.10.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı … ve arkadaşları vekili Av…. … ile karşı taraftan Hazine vekili Av…. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler, 22.02.2010 tarihli dilekçeleriyle … köyü köy altı … mevkii Haziran 1941 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kapsamında kalan taşınmazlarının bilgileri dışında orman niteliğiyle tapuya kayıt edildiği, bu tapu kaydının iptali ve 12 hektar 5632 m2 yüzölçmündeki taşınmazın adlarına tapuya kayıt edilmesi istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, uygulanamayan tapu kayıtları listesinde bulunan ve dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldığı iddia edilen çekişmeli taşınmazın, 1965 yılı oramn tahditinde orman sınırları içinde kaldığı ve sonraki aplikasyon ve 2/B işlemlerinde durumunun değişmediği, 08.11.1984 tarihinde 2254 parsel sayısı ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği yenileme ile 2822 ada 133 parsel sayısı aldığı, orman tahditinden sonra hak düşürücü sürelerin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı taraf hükmü, bilirkişi …in orman kadasto komisyonunda görevli olduğu bu nedenle tarafsız bilirkişilik yapamayacağı halde bu kişinin raporunun esas alınması, Hazinenin gönderdiği belgelere dayanılarak hüküm kurulması, davanın esasının incelenmeyip sadece hak düşürücü sereden red edilmesi, düzenleyeni dahi bilinmeyen haritaların esas alınması, tutanakları ve haritası dahi bulunmayan 44 Numaralı Orman Kadastro komisyonu işlemlerinin esas alınması ve diğer nedenleri ileri sürerek temyiz etmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayanılarak, orman niteliğiyle tapuya kayıt edilen parselin bir bölümünün tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1966 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1984 yılında yapılıp 11.06.1985 tarihinde ilan edilerek, dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulaması, 1990 yılında yapılıp 07.01.1990 tarihinde ilan edilen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulaması vardır.
Kesinleşmiş Orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve haritalar ile eski tarihli memleket haritasının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla, çekişmeli parselin yörede 1965 yılında yapılıp 18.04.1967 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu işlemin kesinleşmesinden sonra hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği, davacı tarafın yargı yolunu kullanmadığı, 1970 yılı arazi kadastrosunda orman sayılan yerlerden olduğu tapulama dışı bırakıldığı ve davacı tarafın bu işleme karşı da yargı yolunu kullanmadığı, üzerinden hak düşürücü sürenin geçtiği, yörede 1977, 1984, 1988 ve 1990 yılında yapılan aplikasyon işlemlerinde orman sınırları içinde aplike edilip, bu işlemlerle orman tahdit içinde kaldığı şeklindeki durumunda bir değişiklik yapılmadığı, çekişmeli parselin 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince, 1967 yılı orman tahdit sınırları içinde kaldığı için, 08.11.1984 tarihinde 2254 parsel sayısıyla ve devlet ormanı niteliğiyle tapuya kayıt edildiği, bu tarihten sonra dava tarihine kadar 20 yılın üzerinde süre geçtiği, 1984 yılındaki bu tescilin, esasen mülkiyeti kurucu başka deyişle yenilik doğurucu bir işlem olmadığı, mülkiyeti belgeleyen bir işlem olduğu, tapuya tescilden sonra Borçlar Yasasında öngörülen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri geçmekle, tazminat dahil, davacı tarafın başvurabileceği her hangi bir yargı yolunun kalmadığı, gözetilerek, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine, duruşma günü yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 825,00.-TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalı Hazineye verilmesine 11/10/20111 günü oybirliği ile karar verildi.