YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15346
KARAR NO : 2011/1151
KARAR TARİHİ : 15.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ORMAN KADASTROSUNU İPTALİ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 05/02/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … VE ARKADAŞLARI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08/06/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davacı … VE ARKADAŞLARI vekili Avukat … ile karşı taraftan davalı … YÖNETİMİ vekili Avukat … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, tapulu maliki oldukları … ilçesi … Köyü 84, 85, 86, 87, 97 ve 116 parsel sayılı tapulu taşınmazların, orman olmadığı halde yörede yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek orman sınırlandırmasının iptalini istemişlerdir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 Sayılı Yasanın 11. Maddesine göre 10 yıllık süre içinde tapuya dayalı orman kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 10.07.1998 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılmıştır.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, dava konusu 85 parsel sayılı taşınmazda davacıların malik olmadıkları nedeniyle aktif dava ehliyetleri bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin 85 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarının reddi ile bu parsel hakkındaki hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir
2- Dava konusu 84, 86, 87, 97 ve 116 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.Şöyle ki;mahkemece,3116 Sayılı Devlet ormanlarını belirleyen 4785 Sayılı ormanların devletleştirilmesine ilişkin ve 5658 sayılı devletleştirilen ormanların bir kısmını iadeye tabi tutan yasalar uyarınca ayrı ayrı tartışılıp ve yapılan orman kadastro işlemlerinin bölgeye ilişkin en eski 1956 yılı yapımı memleket haritasındaki konumları ve mevcut zemin durumları değerlendirildiğinde zemindeki fiili duruma itibar edildiği, zeminin ormanlık alan içerisinde kalan kısımlarının tahdit sınırları içerisine alındığı, bu itibarla davacıların davalarında haklı olmadıkları gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de,Uzman bilirkişilerin 13.01.2009 tarihli raporlarında, davaya konu 116 sayılı parselin 202-204 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hatta göre orman sınırı içinde kaldığı, eski tarihli memleket haritasında da kısmen orman sayılan alanda kaldığı, fiilen %20-30 meyilli olduğu ve 3 yönünün kızılçam ormanı
olduğu, 84-86-87 sayılı parsellerin ise orman kadastro haritası ile memleket haritasındaki konumlarının uyumlu olduğu vee kısmen orman sınırları içinde kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece,dava konusu 97 parsel sayılı taşınmazın, kadatroca oluşan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ve iktisap nedenlerinin dayanağı belgeler dosyaya getirtilmediği gibi,uzman bilirkişi raporunda, memleket haritasında öncesinin orman sayılmayan açık alanda kaldığı belirtildiği, dairenin 08/06/2010 tarihli iade kararı üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise bu taşınmazın eski tarihli memleket haritasında kısmen yeşil renkli alanda işaretlendiğinden öncesi ve fiili durumu itibarıyla orman olup olmadığı yolunda duraksama oluşmuştur. Ayrıca, genel arazi kadastrosu sırasında 84, 86, 87, 97 ve 116 parsel sayılı taşınmazların … adına tespit edildiği, ORMAN YÖNETİMİ ve HAZİNEnin 116 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtığı dava sonunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 08/10/1955 gün ve 1955/1032-1067 sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilerek davalı adına hükmen tescil edildiği, 84 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtığı dava sonunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 9/9/1955 gün ve 1955/1020-971 sayılı kararıyla, 86 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtığı dava sonunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 09/09/1955 gün ve 1955/1022-973 sayılı kararıyla,87 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtığı dava sonunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 08/10/1955 gün ve 1955/10230-1059 sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilerek davalı adına hükmen tescil edildikleri gözlenmiştir.Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir, koşullarından ikincisi dava sebebi olup, davanın dayandırıldığı vakıalardır, koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olması gerektiğidir. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
O halde mahkemece,öncelikle 97 parsel sayılı taşınmazın ise kadatroca oluşan tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ve iktisap nedenlerinin dayanağı belgeler dosyaya getirtilerek eklenmeli,tapu kaydı hükmen oluşmuş ise hüküm dosyası bulunduğu yerden getirtilerek dosyaya eklenmeli, ORMAN YÖNETİMİ ve HAZİNEnin 84, 86, 87 ve 116 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açtığı dava sonunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 08/10/1955 gün ve 1955/1032-1067, 9/9/1955 gün ve 1955/1020-971, 9/9/1955 gün ve 1955/1022-973, 8/10/1955 gün ve 1955/10230-1059 sayılı kararlarına ilişkin dava dosyaları getirtilerek dosyaya eklendikten sonra,eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de
içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ORMAN YÖNETİMİ ve HAZİNEnin 84, 86, 87 ve 116 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açtığı dava sonunda … Arazi Kadastro Mahkemesinin 08/10/1955 gün ve 1955/1032-1067, 9/9/1955 gün ve 1955/1020-971, 09/09/1955 gün ve 1955/1022-973, 08/10/1955 gün ve 1955/10230-1059 sayılı kararları ile, varsa 97 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki kararın, somut olayda davacılar lehine kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1-Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin davaya konu 85 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarının reddi ile bu parsel hakkındaki hükmün ONANMASINA,
2- Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin davaya konu 84, 86, 87, 97 ve 116 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazların kabulü ile 84, 86, 87, 97 ve 116 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine göre belirlenen 625.00.-TL. vekalet ücretinin davalı … YÖNETİMİ’nden alınarak davacılara verilmesine 15/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.