Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9541 E. 2011/13711 K. 30.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9541
KARAR NO : 2011/13711
KARAR TARİHİ : 30.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/03/2010 gün ve 19780 – 3039 sayılı bozma kararında özetle; “Çekişmeli Kozlu beldesi 29 ada76 parselin ( 4145 m2) orman kadastro sınırları içinde kaldığı idiasıyla açılan davada A (2380 m2) bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmişse de, orman kadastro tutanağında taşınmazın tamamının orman sınırı içinde bırakıldığının yazılı olduğu, tutanak ile harita arasında çekişme olursa orman kadastro ve 2/B Yönetmeliğinin 54. maddesi ise teknik izahnamenin 49. maddesi gereğince, tutanakların düzenlenmesine esas hava fotoğrafı ve memleket haritasındaki duruma göre inceleme yapılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içindeki tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1974 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece, bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; bozma kararında, orman kadastro haritasının yapımında esas alınan Memleket Haritası ve hava fotoğraflarının incelenmesi gereğine değinildiği halde, bozma sonraki ilk celse hiç bir araştırma inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir. Oysa bozmaya uyulmakla, mahkemeye bozma gereklerini yerine getirme yükümlülüğü ve taraflar yararına da usulü kazanılmış hak doğar. Bu durumda; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek orman mühendisleri ve harita mühendisinden veya olmadığı takdirde tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü gereğince 1974 yılında düzenlenen orman kadastro haritasının yapımında yararlanılan hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilmeli, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın bu haritalardaki konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 30.11.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.