Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/9677 E. 2011/11484 K. 13.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9677
KARAR NO : 2011/11484
KARAR TARİHİ : 13.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacıların duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1990 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 113 ada 47 parsel sayılı 9.165 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 426 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ev ve bahçe niteliği ile … ve ortakları adlarına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tesbite karar verilmiş, itiraz edilmeksizin 08.06.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar … ve arkadaşları, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 113 ada 47 parsel sayılı taşınmazın adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararın davacı kişiler tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.7.2007 gün 2006/4877-2007/4416 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığından zilyetlik yoluyla kazanılabileceği ancak üzerinde 1. grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığı bulunup bulunmadığının araştırılması, Dairenin önceki bozmasında … Müze Müdürlüğünün gönderdiği fotoğraflara göre dava konusu taşınmazın orman örtüsü ile kaplı bulunduğu, özel mülkiyete konu yerlerden olmadığına işaret edildiğinden yöntemine uygun orman araştırması yapılması, taşınmazın fotoğraflarının çektirilmesi, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise ekonomik amacına uygun zilyetliğin bulunup bulunmadığı, taşınmazın mevcut niteliği itibariyle imar ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı üzerinde durulması, bu yönde ziraat bilirkişiden rapor alınması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak, mahkeme gözlemine ve fotoğraflara göre dava konusu taşınmazın tarım arazisi olma özelliği taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1988 yılında 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılıp 30.05.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; bozma öncesi ve sonrası alınan ziraat raporlarında, çekişmeli taşınmazın üzerinde 10-70 yaşlarında zeytin, narenciye vb meyve ağaçları bulunduğu, uzun yıllar önce imar ihyanın tamamlandığı, meyva bahçesi olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Fotoğrafçı bilirkişi tarafından çekilip dosyaya konulan fotoğraflarda da taşınmazın üzerinde ev ile değişik tür ve sayıda meyve ağaçları gözükmektedir. Bozma sonrası tanık ve yerel bilirkişi dinlenmemiş ise de bozma öncesinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık taşınmazın davacılara babaları …’den ırsen intikal ettiğini, …’in taşınmazı nizasız fasılasız malik sıfatıyla 20-25 yıl süreyle kullandığını, ölümünden sonrada davacılar tarafından kullanıldığını ifade etmişlerdir. Dairenin geri çevirme kararı üzerine orman ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor ekindeki aplikeli 1963 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmaz kısmen ev rumuzu bulunan açık alanda kısmende sahiplilik sınırı olan çalılık ve meyve ağacı rumuzlarının karışık olduğu yeşil alanda, 1978 tarihli memleket haritasında ise ev ile meyvelik rumuzları bulunan yeşil alanda işaretlenmiştir. Bu durumda, 1963 ve 1978 tarihli memleket haritaları; alınan ziraat bilirkişi raporları ve keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tanık anlatımlarıyla örtüşmektedir. Keşif tutanağında da hakim gözlemi bulunmamaktadır. Mahkemece tüm bu bilgi ve belgeler esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 13.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.