YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15007
KARAR NO : 2011/565
KARAR TARİHİ : 24.01.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 187 ada 3 parsel sayılı 9823,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği dayanılarak … adına tespit edilmiş; daha sonra tespite … …’ın itirazı üzerine 16.07.2009 tarihli kadastro komisyon tutanağı ile taşınmazın … tarafından kullanıldığı, ölümü ile yapılan rizai taksim sonucunda … …’a kaldığı fakat … … tarafından kullanılmadığı, … tarafından kullanıldığı, … … lehine zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve 1977 tarihli emlak beyan kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın tarla vasfıyla … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılan ve 10.01.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından çekişmeli taşınmazın öncesinin … ‘a ait olduğu, ölümü ile …’a kaldığı ve 10 sene öncesine kadar … tarafından kullanıldığı; taşınmazın verimsiz olması nedeni ile … tarafından kullanılmaması üzerine davacı …’ın babası … tarafından kullanılmaya başlandığı ve bu nedenle başaranlar ile arasında anlaşmazlık çıktığı sabit olup bu husus … ‘ın kadastro tespit tutanağına itiraz etmesi üzerine yapılan inceleme ve 16.07.2009 tarihli komisyon tespit tutanağı ile de belirlenmiştir.
Taşınmazın öncesinin …’a ait olduğu, ölümü ile …’a kaldığı ve davacı ile … veya rizai taksim sonucu taşınmazın kaldığı anlaşılan … … arasında usulüne uygun şekilde yapılmış bir zilyetlik devri sözleşmesi bulunmadığı gibi harici satın alma şeklinde zilyetliğin devrinin de gerçekleşmediği, taşınmaza el konularak son 10 yıldır … tarafından kullanıldığı ve davacı da dava dilekçesinde 1996 tarihinde taşınmazın kendi zilyetliğine geçtiğini bildirmiş olduğuna göre davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/01/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.