YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6309
KARAR NO : 2012/16168
KARAR TARİHİ : 07.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit-tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı … vekili, 2004/1 esas sayılı dava dosyasında davalının müvekkili aleyhine kredi sözleşmesine dayalı icra takibi yaptığını, halbuki anılan sözleşmeden ötürü müvekkilinin kefil olarak sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle borçlu olmadığının tespitiyle 1.000 TL. manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Aynı gerekçelerle bu kez diğer davacı … vekili, aynı mahkemenin 2004/2 esas sayılı dosyasında davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitini ve 1.000 TL manevi tazminatın talep etmesi üzerine mahkemece iki davanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın Dairemizce onandıktan sonra davalının karar düzeltme istemi üzerine yine Dairemizin 2006/2990 esas 2006/6770 karar sayılı 26/06/2006 tarihli ilamıyla “dosyada mevcut kredi sözleşmesinin fotokopisinde davalı kefillerin imzaları dışında üçüncü bir imza bulunduğu, bu imzanın borçluya ait olup olmadığının araştırılmadığı gibi sözleşme aslının getirtilerek burada borçlunun imzasının bulunup bulunmadığının araştırılması ve ayrıca koşulları oluşmadığı halde manevi tazminata da hükmedilmesinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda kredi sözleşmesindeki imzanın davacılardan …’ye ait olduğunun kesin olarak saptanamadığı, yine sözleşmenin devamında öngörülen kefillerin kefalet limitini belirleyen 7. sahifesinde davacıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunmadığı, sözleşmenin 23.maddesine göre usulüne uygun olarak yürürlük kazanmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, takipten dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bu kez Dairemizin 31.03.2010 tarih 2010/1708 Esas 2010/3756 Karar sayılı ilamıyla “bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilmediğinden” bahisle hüküm yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş takibe ve davaya konu edilen sözleşmedeki asıl borçlu imzasının …’a kefil imzalarının ise davacılara ait olduğunun saptandığı gerekçesiyle davacılara ayrı ayrı açılan ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece hükmolunan kararda ana dava ve birleştirilen davayla ilgili olarak 1.200 TL.’şer vekalet ücretinin ayrı ayrı davacılardan tahsiline karar verilmesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine aykırı bulunmakta ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK 438/7.maddesi uyarınca düzelterek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının (5) ve (7).paragraflarında “..Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca sözcüklerinden sonra gelen “1200 TL” rakamlarının hükümden çıkartılarak yerine “790,80 TL” rakamlarının eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.