Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13263 E. 2012/14895 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13263
KARAR NO : 2012/14895
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen boşanma davası sırasında davalı taraf vekili Hâkim … Çakıcı (36071) hakkında reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Talebi inceleyen merci tarafından verilen hâkimin reddi talebinin REDDİNE ve reddi hâkim talebinde bulunan tarafın 500.- TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davalı vekili 28.06.2012 tarihli dilekçe ile, mahkeme hâkimi hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayette bulunulması nedeniyle H.M.K.’nun 36/1-d. maddesi gereğince aralarında husumet oluştuğu gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulunmuş, mahkeme hâkimi … , ret talebinin reddine karar verilmesi yönünde görüş belirtmiş, hâkimin ret talebini inceleyen merci tarafından H.M.K.’nun 42. maddesi gereğince talebin reddine karar verilmiştir.
Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır (Anayasa mad. 9). Hâkimler, görevlerinde bağımsızlardır. Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hâkimler önüne gelen uyuşmazlıkları kanunî çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hâkim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hâkim, tarafların geçerli ve kanunî delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak, hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, yansız ve kanunlardan aldığı güçle davanın taraflarını inandırmalıdır. Maddî delillerle desteklenmeyen soyut iddialar dayanak gösterilerek hâkimlerin davadan çekinmeleri adaletin gecikmesine ve tabi hâkim ilkesinin zedelenmesine yol açacağından kabul edilemeyeceği gibi yargılamanın devamı sırasında taraflardan birinin mahkeme hâkimi hakkında şikâyette bulunması veya aleyhine dava açması, H.M.K.’nun 36/1-d maddesinde belirtilen “davalı olmak” anlamında yorumlanamaz. Aksine bir yorum, yargılama yapan tüm hâkimlerin kötü niyetli taraflarca reddedilmesini kolaylaştıracağı gibi, bu hakkı kötüye kullanmak isteyenlerin davranışını da korumak anlamına gelir. Hiçbir hukuk kuralı, kötü niyetliyi korumaz. Aksini kabul etmek, kötü niyetli kişilerce açılacak uydurma dava ve şikâyetler sonucu, davaya bakan hâkimlerin sağlıklı, baskıdan uzak ve hür iradeleri ile görev yapmalarına engel olacağı gibi, tabii hâkim ilkesini de zedeleyecektir. Bu nedenle, konuyu inceleyen mercinin H.M.K.’nun 36/1-d. maddesi hükmünü yorumlaması usul ve kanunlara uygun görüldüğünden mercii kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 24.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.