Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14418 E. 2012/14874 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14418
KARAR NO : 2012/14874
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yörede 1974 yılında yapılıp 25.02.1975 ilâ 27.03.1975 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen arazi kadastrosu sırasında, ….Köyü, 247 parsel sayılı 17500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişilerin murisi … adına tespit edilmiştir.
Davacı … Yönetimi vekili 17.09.2008 havale tarihli dilekçesiyle, Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/93 esas sayılı dosyasında taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle dava açtıklarını ve mahkemece yapılan keşif sonrası alınan … bilirkişi raporuna göre Boğazköy Köy 247 parsel sayılı taşınmazın hudutları sabit olduğu, tapuda yüzölçümünün 17500,00 m² olduğu halde arazi üzerinde hesaplanan miktarının 17719,62 m² olduğunun bildirildiği, düzeltme işlemi için dava açmak üzere asliye hukuk mahkemesi dosyasında kendilerine yetki verildiğini belirterek, aradaki 219,62 m²’lik farkın düzeltilerek, taşınmazın yüzölçümünün 17719,62 m² olarak düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 41. maddesine gereğince görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda yüzölçümü düzeltilmesi isteğinden ibarettir.
Mahkemece verilen karar usûl ve yasaya aykırıdır. 3402 sayılı Kanunun 41.maddesine göre taşınmazın kadastro tespiti sırasında veya sonradan yapılan işlemler nedeniyle ölçü, tersimat ve hesaplamalardan … hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi resen veya ilgilinin müracaatı üzerine kadastro müdürlüğünce yapılabilir. Kadastro müdürlüğünün yaptığı işlem üzerine bu işlemin iptali için de sulh mahkemelerinde dava açılma olanağı vardır. Ancak, somut olayda; çekişmeli 247 parsel sayılı taşınmaz tapuda davacı … Yönetimi adına değil halen davalı gerçek kişilerin murisi … adına kayıtlıdır ve Orman Yönetiminin Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/93 esas sayılı dosyasında açtığı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali davasının görülebilmesi için taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi zorunlu ve gerekli değildir. Çünkü, yukarıda belirtilen dosyanın görüldüğü davada mahkemece, taşınmaz tamamen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı takdirde, taşınmazın tamamının veya kısmen orman kadastro sınırları içinde kalması halinde, orman sınırları içinde kalan bölümünün, Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekecektir. Şayet, taşınmaz kısmen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı takdirde, taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kalan bölümünün yüzölçümü miktarı kadar tapu iptal ve tescil kararı verileceğinden, geriye kalan ve tahdit dışında olan bölüm yönünden, bu bölüm tapuda zaten kayıtlı olduğundan yeniden tescil hükmü kurulmayacak ve geriye kalan bölümünün zemindeki yüzölçümü ile tapudaki yüzölçümü uyumsuzluğunu gidermeyi talep veya dava etme hakkı da taşınmazın malikleri olan davalı gerçek kişilere ait olacaktır. Şayet, taşınmazın tamamı kesinleşen tahdit içinde kaldığı takdirde ise, taşınmaz Hazine adına tapuya tesciline karar verildikten ve bu karar kesinleştikten sonra, tapu maliki Hazine ve ormanlardan yararlanma hakkı bulunan Orman Yönetiminin zemin ve tapudaki yüzölçümü farklılığının düzeltilmesini talep veya gerekirse, dava edebilme hakkı doğacaktır.
Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ait olup, buna aktif husumet denilir. Bir hakkın kendisinden istenebilecek durumunda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi ise borçlu kişi olup, buna da pasif husumet denilir. 6100 sayılı HMK’nun 51. maddesinde (1086 sayılı HUMK’nun 38. maddesi) “dava ehliyeti” dava şartı olarak benimsenmiştir. Bir davada gerek aktif ve gerekse pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, mahkemece; öncelikle ve resen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise, dava bu sebep ile reddedilir. Bu itibarla, Orman Yönetiminin taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle, taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili için dava açması ve açtığı bu davanın görüldüğü mahkeme tarafından, zorunlu ve gerekli olmadığı halde, Orman Yönetimine gereksiz bir şekilde dava açma külfeti yükletilerek taşınmazın tapu kaydının yüzölçümünün düzeltilmesi için yetki verilmesi, tapuda üçüncü kişiler adına kayıtlı bir taşınmazın yüzölçümünü düzeltilmesini talep veya dava etme yönünden Orman Yönetimine ilgili sıfatını veya aktif dava ehliyetini (davacı sıfatını) kazandırmaz. Ayrıca; çekişmeli taşınmazın tapu maliki olmayan Orman Yönetiminin, tapuda üçüncü kişiler adına kayıtlı olan çekişmeli taşınmazın tapu kaydının yüzölçümünü düzeltilmesini talep etmesinde hukuki yararı da bulunmamaktadır.
Yukarıda vurgulandığı gibi zorunlu olmadığı halde, Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/93 esas sayılı dosyasında verilen ara karar ile davacı … Yönetimine dava açma yetkisi verilmesi, Orman Yönetimine aktif dava ehliyeti kazandırmadığından, somut davada Orman Yönetiminin aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle, mahkemece, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine dayanılarak işlem yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne başvurulmamış, dava doğrudan mahkemeye açılmıştır. Kanunda öngörülen işlem basamakları yerine getirilmeden doğrudan mahkemeye açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Bu nedenle, mahkemece idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunduğundan davanın öncelikle yargı yeri nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, … şekilde karar verilmesi bu yönüyle de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.