Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6886 E. 2012/14788 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6886
KARAR NO : 2012/14788
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı dilekçesinde, özel sicilinde yaylak niteliğiyle kayıtlı … Köyü 219 ada 1 parsel sayılı taşınmazın öncesinde kök muris … Yaylan’a ait olduğunu iddiasıyla, iki katlı ev yeri ve bahçesinin bulunduğu yerin yayla kaydının iptaliyle, adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Mahkemenin 2009/40 sayılı dosyasında, davacının kardeşi … tarafından aynı iddiayla açılan dava, bu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, davacıların davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfiyle işaretli 328,13 m² ve (C) harfiyle işaretli 557,13 m²’lik bölümün ayrılarak; davacı …, (B) harfiyle işaretli 699,39 m²’lik bölümün ayrılarak; … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yayla niteliğiyle özel sicilde kayıtlı taşınmazın, özel sicildeki kaydının iptaline yöneliktir.
Mahkemece, çekişmeli 219 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A), (C) ve (B) harfiyle işaretli bölümlerin yaylak niteliğinde olmadığı ve bu bölümler üzerinde davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki, dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın yaylak niteliğiyle tesbit edildiği anlaşılmakta olup, mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanak örneği ile kadastro pafta örneği getirtilmemiş, taşınmaz ormana sınır olduğu halde, orman araştırması yapılmamış, davacı … tapuya dayandığı halde, tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip uygulanmamış, davacıların dayandığı, davacı … ile Orman Yönetimi arasında görülen asliye hukuk mahkemesinin 13/04/2004 gün ve 2002/104 – 21 sayılı suya vaki müdahalenin önlenmesi, Orman Yönetimi ile … ve … Yayla arasında görülen asliye hukuk mahkemesinin 1959/31 esas 1962/51 karar sayılı men ve davacı … Yaylanın orman alanını işgal ve yararlanma suçundan yargılandığı ve beraat ile sonuçlanan sulh ceza mahkemesinin 10/12/1997 gün ve 1996/153, 147 sayılı dava dosyası getirtilerek uygulanmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın kadastro tesbit tutanağı ile komşu parsel ve dayanakları, davacı … Moralın dayandığı Zilkade 1290 tarih defter 19- varka 131 nolu tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, yukarıda anılan dava dosyaları, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile orman tahdidine ilişkin belgeler ilgili yerlerden getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, eğer çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce yapılan ve çekişmeli taşınmaz yönünden kesinleşen orman tahdidi bulunmakta ise; kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 sayılı Kanun hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 sayılı Kanun sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukukî durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı kanunlara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Bu nedenle; 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde … “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde … esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda … mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda … Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde … tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Eğer çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman tahdidi yapılamamış ise veya orman tahdidi 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılmış ise yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığından; eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenejman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal – renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … arazilerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmaz orman veya ormandan açma değilse davacıların dayadığı tapu kapsamı 3402 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca kapsamı belirlenmeli, yukarıda anılan dava dosyaları zemine uygulanarak çekişmeli taşınmaz ile ilgili olup olmadı belirlenmeli, çekişmeli taşınmaz ile ilgili olduğu belirlendiği takdirde, tarafları bağlayıp bağlamadığı değerlendirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde bu kez dayanak tapu kaydı, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince kapsamı belirlenmeli, dayanılan tapu kaydı taşınamza uymaz ise zilyetlik yolu ile kazanma (Medenî Kanunun 713. maddesi, 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerindeki) koşulların araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte 1990’li yıllara ait … fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip çekişmeli taşınmazın fiili durumunuda belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tesbiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 20/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.