YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6929
KARAR NO : 2011/11893
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 20.11.2008 günlü dilekçesiyle, Orman Yönetimi ve Hazine’yi davalı sıfatıyla gösterip, … … … 94 ada 66 sayılı parselin 1937 yılında yapılan genel kadastroda gerçek kişiler adına tesbit edildiği, tapu kaydı üzerinde hiçbir takyidat bulunmadığından kendisinin bu taşınmazı 1983 yılında satın aldığı, Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu savıyla açılan dava kabul edilerek, tapu kaydının iptal edildiği, bu şekilde tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğradığı, şimdilik 7.500,00.-TL bölümünün davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsil edilmesi ve adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminat istemine ilişkindir.
… semti, … İskelesi mevkii 94 ada 66 sayılı parsel 790 m2 … kargir apartman, 21.05.1951 tarihinde ifrazen … oğlu … adına oluşmuş sonra … ve … isimli kişilere kalmış, 90 m2 bölümü 94 ada 86 parsel sayısıyla hükmen … adına kayıt edilmiş, … satılmıştır.
Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptal tescil davasının kabulüyle, parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.06.2007 gün ve 2007/6454-8710 sayılı kararı Yargıtay denetiminden geçtikten sonra 12.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalmakla tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, bu kayıtlara göre yapılan tescil işleminin yolsuz olduğu, bu nedenle zarar isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), … VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki … dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, …-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 no.’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin … edilen dengeye riayet … etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Borçlar Yasası’nın 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Diğer taraftan, davanın niteliğine göre tazminat miktarı belirlenirken öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, arazi başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar içinde emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.