Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/927 E. 2011/1712 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/927
KARAR NO : 2011/1712
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Kadastro Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesine göre yapılan kadastroda … İlçesi … 13283 ada 8 parsel sayılı 14283,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ve … kullanımında olduğu ve üzerindeki üç adet seranın … Tepeye ait olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. … … 23.06.2010 tarihli dilekçesiyle, tesbit tutanağı beyanlar hanesine, hata ile parselin tek başına … kullanımında olduğuna ilişkin şerh yazıldığı, bu şerhin iptali ile taşınmazın kendi kullanımında olan bölümü ve kendine ait seraların beyanlar hanesine yazılması istemiyle, davalı olarak Hazine ve … göstermek suretiyle dava açmıştır. Davalı … 23.09.2010 tarihli celsede, taşınmazın bir bölümünün davacının kullanımında olduğunu, mülkiyete ilişkin iddiası bulunmadığını söylemiştir. Mahkemece davanın kabul nedeniyle KABULÜNE, çekişmeli … 13283 ada 8 sayılı parselin mülkiyeti Hazine adına kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan … kullanımında olduğu, parselin üzerindeki seraların … Aksuya ait olduğuna ilişkin şerhin silinmesine, taşınmazın 10000 m2 bölümünün …, 4383,06 m2 bölümünün … kullanımında olduğu, taşınmaz üzerindeki iki adet seranın …, iki adet seranın da …’ye ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş, hüküm Kadastro Müdürlüğüne izafeten Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 Maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1974 yılında yapılıp, 20.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp 14.02.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu … köyde 1 ila 135 sayılı parsellerin kadastro çalışmaları 1963 yılında yapılıp, sonuçları 23.11.1963 ila 23.12.1963 tarihleri arasında ilan edilmiş, ikinci arazi çalışması 1976 ila 1980 yıllarında yapılıp, sonuçları 17.06.1980 tarihinde ilan edilmiş dava konusu taşınmaz bu işlemlerde orman kadastrosu sınırları içinde bırakılması ve 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması nedeniyle tapulama/kadastro dışı bırakılmıştır.
Çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, 6831 sayılı Yasanın 1744, 2896 yada 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 6831 sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince bu niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildikten sonra, 5831 sayılı Yasa ile değiş 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesine göre kullanım durumuna göre kadastrosunun yapıldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın, taşınmazı kimin kullandığına ve beyanlar hanesine taşınmazı kullanan olarak kimin yazılacağına ilişkin olduğu, 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen EK 4/1 madde gereğince “ 6831 sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edileceği, kadastro tesbit tutanağının beyanlar hanesine yazılan muhdesata ve kullanıma ilişkin şerhlerin silinmesi ya da değiştirilmesi istemiyle süre içinde kadastro mahkemesine dava açılabileceği gözetilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmasında isabetsizlik yoktur. Ancak, açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tesbitinin kesinleşmediği, tesbit tutanağının mahkemeye gönderildiği, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi bulunduğu, başka bir deyişle, uyuşmazlığın esası hakkında karar verirken, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceğine tereddüte yer bırakmayacak biçimde karar verilmesi gerektiği gözetilerek, çekişmeli parsel için sicil oluşturulması, diğer bir ifadeyle tapuya tesciline ilişkin hüküm kurulması gerekirken, çekişmeli parsel hakkında sicil oluşturulmaması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan 1, 5, 8 ve 9 numaralı bentlerin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak, 1 numaralı bent yerine “1-Davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tesbitteki niteliğiyle, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğinde olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tapuya tesciline,” cümlesinin, 5 numaralı bent yerine 4 numaralı bent olarak “4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin, dokuz numaralı bent yerine sekiz numaralı bent olarak “8-karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre, avukatın sarf ettiği emek ve mesai ve davanın niteliğine göre 100,00 TL Avukatlık Ücretinin davacı gerçek kişiden alınmak suretiyle yasal hasım olan Hazineye verilmesine” cümlesinin yazılması ve 7 numaralı bendin numarasının “6” olarak değiştirilmek suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 24/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.