Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6872 E. 2011/11881 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6872
KARAR NO : 2011/11881
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı … hükmün; Dairemizin 14/09/2010 gün ve 2010/8823-2010/10549 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı … mirasçıları vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine’nin, davaya konu 3/5 payı …, 1/5 payı … mirasçıları (kayyum ile temsil edilmektedir), 1/5 payı … Umum Müdürlüğü adına kayıtlı … 92 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda … Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan, daha sonra, 6831 sayılı Orman Yasasının 2/B maddesi uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yer olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle, … ve arkadaşlarına husumet yönelterek 2004/71 esas sayılı dosyada, … Bölge Müdürlüğüne husumet yönelterek 2005/6 esas sayılı dosyada açtığı davalar mahkemece bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİNE karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili ile Kayyum … vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 14.09.2010 günlü 2010/8823-10549 sayılı kararıyla özetle; “İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bulunduğu ve 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliği hükümlerine göre yapılan kadastroda orman sınırları içinde bırakıldığı ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle aynı yasanın 2/B madde uygulaması sonucunda Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarıldığı, orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de 19.10.1989 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten itibaren 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde anılan 10 yıllık hak düşürücü sürenin tapu malikleri yönünden geçtiği (H.G.K. 25.11.2009 2009/20-446-539 S.K.), taşınmaz orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934-İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiçbir süreye bağlı kalmadan her zaman edileceği somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği gözönünde bulundurularak arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, … olduğu gibi hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bu kez davalı … Mirasçıları vekili kararın düzeltilmesini istemiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1951 yılında makiye ayırma 1963 yılında makiye ayırma işleminin iptali 23.09.1981 tarihinde ilan edilen 1942 yılı orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 26.11.1985 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Yasasının 2896 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ve 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
6831 sayılı Orman Yasasının 7/1 maddesinde “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü bulunmaktadır. Yasada açıkça “Her çeşit taşınmaz mallar”dan söz edildiğinden bu kavramın içine, önceki yıllarda arazi kadastrosu yapılmış ya da yapılmamış tüm taşınmazların girdiğinin ve orman kadastro komisyonlarının hiç bir ayrım yapmadan bütün taşınmazların orman olup olmadığını belirleme yetkisinin bulunduğunun kabulü gerekir. “Ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, 6831 sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği; davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı gibi 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10. maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, gerekçeli karar 23/07/2011 tarih ve 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Değinilen yönler gözetilerek, davacı Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında bulunulduğu ve bu tür iddiaları içeren davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceği gibi, hak düşürücü sürenin geçtiği de ileri sürülemeyeceğinden, mahkemece işin esası incelenerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … Mirasçıları vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 14.09.2010 gün ve 2010/ 8823- 10549 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 31.03.2009 gün ve 2004/71-2009/60 sayılı yerel mahkeme kararının yukarıdaki değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara iadesine 20.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.