Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11201 E. 2010/14316 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11201
KARAR NO : 2010/14316
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle; “…iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin … Bilirkişisi … … tarafından sunulan 17.03.2010 tarihli rapor ve eki krokisinde (A) işaretli 55,04 m² yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciliyle bu kısma ilişkin olarak el atmanın önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1981 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu, 1988 yılında yapılan ve 25.06.1988 tarihinde kesinleşen 2/B ve aplikasyon işlemi bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 1994 yılında yapılmış ve çekişmeli taşınmaz davalılar adına özel mülk olarak tespit ve tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1981 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402
Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava konusu 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazın … bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile işaretli 55,04 m² yüzölçümündeki bölümünün Uzman Bilirkişi İlknur … tarafından 330,24.- TL olarak belirlenen değeri üzerinden yargılama harcı ve vekalet ücretine hükmetmek gerekirken fazla olarak hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 3 nolu bendinin hükümden tamamen çıkartılarak; bunun yerine 3. bend olarak “belirlenen değere göre nisbi harç miktarının yeterli olması karşısında peşin alınan (81 TL) harçtan nisbi harcın (19,62.- TL) mahsubu ile bakiye harcın davacı idareye iadesine” cümlesinin yazılmasına, yine hüküm fıkrasının 4 nolu bendindeki “457,69.- TL” cümlesinin hükümden çıkartılarak; bunun yerine, “19,62,- TL” yazılmasına, yine hüküm fıkrasının 4 nolu bendindeki “1316,09.- TL” cümlesinin hükümden çıkartılarak; bunun yerine, “878,02.- TL” yazılmasına, yine 6 nolu bendinin hükümden tamamen çıkarılarak; bunun yerine 6. Bent olarak “taşınmazın davaya konu kısmının değeri ve Avukatlık Aasgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümü gereğince 1000 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22/11/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.