YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7903
KARAR NO : 2012/14734
KARAR TARİHİ : 20.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1957 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında … Köyü 64 parsel sayılı 9590 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile vergi kaydına dayalı olarak …. adına tesbit ve tescil edilmiştir. Bu parselden ifrazen oluşan çekişmeli 505 parsel sayılı 6580 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, halen davacı … ve paydaşları adına tapuda kayıtlı olup beyanlar hanesinde 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı yolunda şerh bulunmaktadır. Davacı, çekişmeli parselin eskiden beri tarım alanı olduğunu ileri sürerek 134 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan 2/B uygulamasının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2000 yılında 3402 sayılı Yasa uygulamalarına esas olmak üzere orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları birlikte yapılarak kadastro müdürlüğünce ilân edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da davanın nitelendirilmesi ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Davacı tarafından 2/B madde uygulamasının yerinde olmadığı ileri sürülmektedir. Taşınmaz, kendisi adına tapuda kayıtlı olup; istem, aynı zamanda bu kaydın beyanlar hanesinde yer alan 2/B şerhinin iptaline yöneliktir. Taşınmaz, yörede 1957 yılında yapılan tapulama çalışmalarına konu olmuş, ifrazen davacı adına tapuya tescil edilmiştir. 2000 yılında 3402 sayılı Yasaya göre yapılan çalışmalarda ise 1957 yılında tapulama dışı bırakılan alanların kadastrosunun yapılmasından önce orman sınırlarını belirleme ve 2/B uygulamaları yapılması gerekirken; evvelce tapulaması kesinleşmiş yerlerde de işlem yapılmış olması doğru değildir. Bu tür yerlerde, ancak 6831 sayılı Yasa hükümleri gereğince orman kadastrosu yapılabilir ve bu çalışmanın sonuçlarının ilânı ile aleyhine durum oluşanlar açısından dava açma süresi başlar. Oysa, 3402 sayılı Yasa çalışmalarında orman kadastrosuna ait çalışmanın ayrıca bir ilânı söz konusu olmayıp bu çalışma da genel arazi kadastrosu işlemi ile birlikte ilâna çıkartılır. İlân, 11. madde hükmü gereğince sadece kadastro çalışma alanında kalan yerlerle ilgilidir. Bu durum nazara alındığında, çekişmeli taşınmazla ilgili bir ilânın varlığından da söz edilemez. Bir başka anlatımla, önceden tapulaması yapılmış olan bir yerde, 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan çalışmanın hukukî bir geçerliliği olamaz ve yok hükmündedir. Kaldı ki; karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6292 sayılı Yasanın 7/1 maddesi hükmü de gözetildiğinde, davacının davasının kabulü ile taşınmaza ait tapunun beyanlar hanesinde yer alan 2/B şerhinin iptali yolunda hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.