YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2936
KARAR NO : 2011/6547
KARAR TARİHİ : 30.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … köyü 690 parsel sayılı 8312 m² yüzölçümündeki taşınmazın davalılar murisi … … adına tapuya kayıtlı olduğunu, ancak çekişmeli taşınmazın 4221,14 m²’lik bölümünün 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince nitelik yitirdiğinden orman sınırları dışarısına çıkarıldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin … bilirkişileri … ve … … tarafından düzenlenen 18.05.2010 tarihli krokide (A) işaretli kırmızı renkli 4221,14 m² yüzölçümlü bölümünün, tapu kaydının iptali ile “muz bahçesi ve tarla” niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, kütüğün beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarılan yerlerden olduğunun yazılmasına ve bu bölüme yönelik davalıların el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B madde uygulama sahasında kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1953 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazlar kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1992 yılında yapılan ve 03.03.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında orman niteliğini yitirmesi nedeniyle kısmen 2/B alanında gösterilmiş, 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanakları ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (A) işaretli 4221,14 m²’lik bölümünün 1953 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 1993 yılında yapılan çalışmada ise 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin 1972 yılında bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı
kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı gerçek kişiler aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 3., 4. ve 5. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine üçüncü bent olarak “3-6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 30/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.