Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7223 E. 2010/10849 K. 21.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7223
KARAR NO : 2010/10849
KARAR TARİHİ : 21.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … Beldesi 2530 parsel sayılı taşınmazın tamamının öncesinin orman olduğunu, yörede 13.04.1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece,” davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin (A) ile işaretli 2563.76 m2’sinin tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline, beyanlar hanesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun şerh verilmesine, parselin kalan kısımlarına yönelik davanın reddine” karar verilmiş, hükmün davacı … ve davalı gerçek kişi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/06/2007 tarih, 2007/6164 – 7864 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “davalı gerçek kişiye dava dilekçesinin yöntemince tebliğ edilmediği, yasal savunma hakkının kısıtlandığı açıklandıktan sonra davalıdan davaya karşı diyeceklerinin sorulması, delillerinin sorularak, toplanıp değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması “ gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2563.76 m2’lik bölümüne ait tapunun iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, bu bölümün tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun şerh verilmesine, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiş; bu karar davacı … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın bir bölümü orman sınırları içinde bırakılmış, 1989 yılında yapılan ve 13/04/1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın bu bölümü, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tespit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın kısmen 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmazın bir bölümü daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ve davacı Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, hazineden harç alınmasına yer olmadığına 21/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.