YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13429
KARAR NO : 2012/14940
KARAR TARİHİ : 25.12.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 07.06.2012 günlü hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi, davacı ve karşı davalı … ile davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.12.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, … ve … vekili Avukat … ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastroda … Köyü 104 ada 32 sayılı parsel, … adına tesbit edilmiş, aynı Köy 104 ada 27 ve 28 sayılı parseller, 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/205 esasına kayıtlı dava dosyasında, aynı Köy 104 ada 26 sayılı parsel ise, 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/262 esasına kayıtlı dosyasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiş; 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/205 esasına kayıtlı dava dosyasında, davacı … tarafından, 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/262 esasına kayıtlı dosyasında ise, davacı … tarafından, davalı sıfatıyla Hazine ve …aleyhine, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre açılan tescil davaları, 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesine aktarılmış, Hazine açtığı davada, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı iddiasıyla, çekişmeli 104 ada 26 sayılı parselin Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Sözü edilen tüm davalar birleştirilmiştir. Mahkemenin gerçek kişilerin açtıkları davaların reddine, Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli … Köyü 104 ada 26, 27, 28 ve 32 parsellerin tesbitlerinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kararı, davacı ve davalı … ile Davacı … tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.11.2010 gün ve 2010/12014-13711 sayılı kararıyla çekişmeli 104 ada 32 sayılı parsele ilişkin hüküm onanmış, 104 ada 26, 27 ve 28 sayılı parsellere ilişkin hükmü ise “Kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunduğu hallerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişin tutanak ve haritaların uygulanması suretiyle belirleneceği, çekişmeli 104 ada 26 ve 27 sayılı parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı ve 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesine göre her hangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılmasına olanak verilmişse de, üzerinde orman olarak sınırlandırılmalarını gerektirecek orman varlığının bulunmadığının belirlendiği, bu nedenle, çekişmeli 104 ada 26, 27 ve 28 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu söylenemeyeceği, diğer taraftan, …’in 06.08.2004 tarihli dilekçesiyle davalı sıfatıyla Hazine ve … Köyü tüzel kişiliğini göstererek, 39 yazım numaralı vergi kaydı kapsamındaki yeri 27.09.1980 tarihli satış senediyle, … ile birlikte satın aldıkları, yararlarına eklemeli olarak zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla ve adına tapuya tescili istemiyle dava açtığı, asliye hukuk mahkemesinin 14.11.2006 gün ve 2004/565-552 sayılı davanın kabulüne, 23.07.2005 tarihli bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 23185,80 m2 ve (C) ile gösterilen 6071 m² bölümlerin davacı … adına tapuya tesciline ilişkin kararının Hazine tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.03.2007 gün ve 2007/1135-1408 sayılı kararı ile Hazinenin diğer temyiz itirazları reddedilip, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı, bu tarihten sonra 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması gereğine işaret edilerek bozulduğu, bozma sonrasında davanın asliye hukuk mahkemesinin 2007/205 esasına kayıt edildiği, çekişmeli taşınmaz bölümleri için … Köyü 104 ada 26 ve 27 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiği, aynı şekilde … tarafından 06.08.2004 tarihinde açılan tescil davasının kabulüne, asliye hukuk mahkemesinin 14.11.2006 gün ve 2004/650-553 sayılı … bilirkişi Zeki Çimen tarafından düzenlenen 23.07.2005 günlü krokide (A) ile gösterilen kırmızı taralı 14214,53 m² bölümün … adına tesciline ilişkin kararının, Hazine temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.03.2007 gün ve 2007/1151-1856 sayılı kararı ile, Hazinenin diğer temyiz itirazları reddedilerek, aynı nedenle bozulduğu, bozma kararlarından sonra asliye hukuk mahkemesi tarafından davaların birleştirildiği, kadastro mahkemesinde, keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli 104 ada 26, 27 ve 28 sayılı parsellerin eylemli tarım alanı olduğu, eski tarihli memleket haritasında, … fotoğrafı ve amenajmanda orman olarak nitelendirilmediği, eğimlerinin düşük olduğu, imar ve ihya ile zilyetlikle edinme koşullarının davacı gerçek kişi yararlarına oluştuğu bildirilmişse de, çekişmeli 104 ada 26, 27 ve 28 sayılı parsellerin 1955 yılında yapılan genel kadastroda ne olarak nitelendirildiği ve hangi nitelikle tapulama dışı bırakıldığı, tesbit dışı bırakma nedenine göre, dava tarihine kadar imar, ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, dava tarihine en yakın tarihte üretilen … fotoğrafları incelenerek çekişmeli parsellerin imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, zilyetliğin şekli ve süresi konusunda yeterli araştırma yapılmadığı, bu nedenle dava konusu taşınmazların orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmazlara bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile yine, en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritalarının getirtilmesi, bu belgelerin ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığının belirlenmesi, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumu, … fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazların gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınması, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesinin o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağı, ayrıca parsellerin orman rejimine girmiş ya da 3402 sayılı Kanunun 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi, kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması, il, ilçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması, tescil davalarında, davanın açıldığı; kadastro tesbitine itiraz davalarında ise kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş … fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması, kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olması, o yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması, dava konusu taşınmazların veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tesbit ve tescil harici bırakılması, kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tesbit ve tescil harici bırakılması, Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin 2. fırkasında … 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş orman, 3116 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman, 6831 sayılı Kanunun 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer, aynı Kanunun 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer, aynı Kanunun 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer, devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer, herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman, Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan Hazine davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi, yukarıda … koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmazlar başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesi, taşınmazların eski ve … niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınması, keşif sırasında taşınmazların çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulması, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idarî tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi … kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmesi, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamaların adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmesi, bu konularda ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve yargılama sonunda, bu kez diğer davaların reddine, Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli … Köyü 104 ada 26, 27 ve 28 sayılı parsellerin tesbitlerinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, … Köyü 104 ada 32 sayılı parsele ilişkin hüküm 27.09.2011 tarihinde kesinleşmiş olduğundan, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Davacılar … ve … tarafından çekişmeli … Köyü 104 ada 26, 27 ve 28 sayılı parseller, davalı köy tüzel kişiliği tarafından da 104 ada üzerinde su deposu bulunan 104 ada 28 sayılı parsel yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 2002 yılında yapılıp 30.06.2003 ilâ 30.12.2003 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece, çekişmeli parsellerin bulunduğu yerde genel arazi kadastrosunun 1955-1956 yıllarında yapıldığı, çekişmeli parsellerin çalılık ve fundalık niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığı, yapılan ilk orman kadastrosunun kesinleştiği 2003 yılına kadar orman sayılan yerlerden olduğu, bu tarihten sonra da 20 yıllık zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı, çekişmeli parsellerin üç yönden orman ile çevrili orman içi açıklığı olduğu, zilyetlikle edinilemeyeceği gerekçesiyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmişse de, … Köyünün bir bölümünde 1955 yılında arazi kadastrosu yapıldığı, köyün çekişmeli parsellerin de bulunduğu bölümünde ise kadastro yapılmadığı, burada ilk çalışmanın 3402 sayılı Kanunun 7. maddesine göre 2007 yılında yapıldığı, çekişmeli parsellerin kadastro tesbit tutanağının bu tarihte düzenlendiği, bu nedenle, çekişmeli parsellerin 1955 yılında genel kadastroda çalılık ve taşlık olarak kadastro dışı bırakıldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği 2003 yılına kadar orman sayılan yerlerden olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Şöyle ki; Kadastro Müdürlüğünün 23.03.2010 gün ve 579 sayılı yazısı ile dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde ilk arazi kadastrosunun 5602 sayılı Yasaya göre 1955 yılında yapıldığı, çekişmeli taşınmazın bu işlemde tapulama dışı bırakıldığı, ancak niçin tapulama dışı bırakıldığının bilinmediği, yörede 2006 yılında ek kadastro yapıldığını bildirmişse de, 2006 yılında … Köyünde yapılan çalışmalarda çekişmeli parsellerin ve dava dışı komşu parsellerin tesbit tutanaklarında, … Köyünde 5602 sayılı Kanun hükümlerine göre 1955 yılında kısmî kadastro yapıldığı, çekişmeli parsellerin bulunduğu yerin çalışma alanı sınırları dışında bırakıldığı başka bir deyişle, tapulama işlemine konu edilmediği, arazi kadastrosu yapılmayan Gökgöl Köyünün de … Köyüne dahil olmasından sonra, bu yerlerin birleştirilerek kadastro işlemine tabi tutulduğu açıklandığına göre, çekişmeli parsellerin bulunduğu yerde 2006 yılından önce arazi kadastrosu yapılmamıştır.
Çekişmeli parsellerin üç yönden orman ile çevrili orman içi açıklığı olduğu konusuna gelince; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi raporlarında çekişmeli 104 ada 26 ve 28 sayılı parsellerin % 14 ve 16, 104 ada 27 sayılı parselin % 16 eğimli humuslu, civarındaki ormanların devamı niteliğinde olduğu, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında kısmen makilik kısmen de orman içi açıklığı olarak görüldüğü ve nitelendirildiği, sonuç olarak sınırdaki ormanın devamı niteliğindeki orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmişse de rapora eklenen 1956 yılı memleket haritasında tamamen beyaz renkli açık alanda, 1976 yılı memleket haritasında kısmen beyaz renkli açık alanda, 1995 yılı memleket haritasında beyaz renkli açık alanda işaretlendiği, amenjmanda ise, ziraat alanı olarak planlandığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli parsellerin komşularından aynı ada 25 sayılı parselin orman olarak tesciline ilişkin mahkeme kararı temyiz edilmeden kesinleşmiş, dava dışı aynı ada 29 ve 31 sayılı parsellerin gerçek kişiler, 30 sayılı parselin ise Hazine adına tarım alanı niteliğiyle tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmesi nedeniyle, tarım alanlarına sınır olan çekişmeli parsellerin orman içi açıklığı olarak nitelendirilmeyeceği gibi, eklenen belgelerdeki işaretlemeye göre eski tarihli belgelerde orman olarak nitelendirildikleri de söylenemez.
Ziraat uzmanı ve jeolog bilirkişi raporlarında da, çekişmeli parsellerin genel olarak eğiminin yer yer %2-6, yer yer %10-12 ve tepe kısımlarda belli bir bölümde %12-16 olduğu, üzerinde kapama 25-30 yaşında zeytin ağaçları bulunduğu, 28 sayılı parsel içinde ayrıca köy tüzel kişiliği tarafından kullanılan su deposu bulunduğu, bu haliyle parsellerin … tarım alanı olduğu bildirilmiş, yerel bilirkişi ve tanıklar da öncesinde … …’in sonra da ondan satın alan davacıların zilyetliğini haber vermişlerdir. Tüm bu delillerden, çekişmeli parsellerin önceden bir bütün halinde … … tarafından 39 yazım numaralı 25000 m² miktarlı vergi kaydı ile zilyet edilirken, 27.09.1980 tarihinde … ve …’e satıldığı, önceden tarla olarak kullanılırken, satın aldıktan sonra davacılar tarafından zeytinlik tesis edildiği, 28 sayılı parselin kadastro tesbitinden önce köy tüzel kişiliğine bağışlandığı, parsel üzerine köy tüzel kişiliği tarafından su deposunun yapıldığı, dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, çekişmeli 104 ada 26 sayılı parsel için davacı …, 104 ada 28 sayılı parsel için de davacı … yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, her ne kadar davacı gerçek kişiler için ecrimisil tahakkuk ettirilmişse de, ecrimisilin tahsil edilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan hususlar gözetilerek, çekişmeli 104 ada 26 sayılı parselin …, 104 ada 27 sayılı parselin … ve 28 sayılı parselin Köy tüzel kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmesi, hakkındaki hüküm kesinleşen 104 ada 32 sayılı parselle ilgili hüküm kurulmaması gerekirken, 104 ada 26, 27, 28 ve 32 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar … ve … ile davalı köy tüzel kişiliğinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre takdir edilen 900,00.-TL avukatlık ücretinin davalı Yönetimden alınarak eşit paylar ile davacı gerçek kişilere verilmesine 25.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.