Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6587 E. 2011/6492 K. 30.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6587
KARAR NO : 2011/6492
KARAR TARİHİ : 30.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2008 tarih 2008/11866-15457 sayılı bozma kararında özetle “Hükme esas alınan kadastro teknisyeni … Der, Orman Yüksek Mühendisleri … … …, … … ve … … tarafından düzenlenen 20.07.2006 tarihli raporda yörede 1949 ve 1975 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmalarının birbiri ile uyuşmadığı, 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışma tutanaklarında 3116 sayılı Orman Kanununun 8. maddesine tevfikan köy ahalisi tarafından bi güna tasarruf iddiası vaki olmamış ise de köyün güneybatısında bulunan ve … Çiftliği namı ile anılan … sahibi ölü … … vereselerinin komisyonumuza ibraz ettikleri 11.05.1949 tarih 41, 42, 43 cilt ve 12-48-143 varak numaralı tapu ile çiftliğin cenubundaki … ve … … namı ile yad edilen devlet ormanının (1212) dönüm kısmına mera namı ile tasarruf iddiasında bulunmuşlardır. Komisyonumuzca gerek tasarruf senedinde ve gerekse arazi üzerinde yapılan tetkik ve incelemede her ne kadar tapu senedinde 800 dönüm arazi ve 1212 mera kaydı mevcut ise de ve yine tasarruf senedinin güney hududu ” … … ve … … Tepelerini ihtiva etmekte ise de bu tepelerin kül halinde devlet ormanına bitişik halde olduğu görülmüştür. … ve orman gibi muayyen noktası bulunmayan tapularda ise hududa itibar edilmeyip dönüme itibar edileceği, … ve ormanın başlangıç noktasının mebde hudut olacağı, Danıştay ve Yargıtay kararları cümlesindendir. Esasen bu ormanların mebdeinden (başlangıcından) ölçülen arazi ve mera tapularındaki 2012 dönümü fazlası ile doldurmaktadır.Mera diye tesahup iddia ettikleri devlet ormanı iş bu … … Tepesi ve … …, … Devlet Ormanı silsilesinden bulunmakla 4785 sayılı kanunun 12. Maddesi gereğince devlet ormanı olarak komisyonumuzca tahdidine karar verilmiş ve bu şekilde tahdit edilerek iş bu zapta bağlı 1/10.000 ölçekli haritada Devlet Ormanı olarak gösterilmiştir” şeklinde açıklama yapıldığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazların kadastroca ilk tesisi olan 485 sayılı parselin tarım arazisi olmayan mera sahalarının ormanlık alanlar içinde kalmaları nedeni ile 4785 sayılı Yasa gereğince devletleştirildiğinin açıkça belirtildiği, … Çiftliğinin çekişmeli taşınmazların güneyinde ve oldukça uzak bir mesafede bulunduğu, davalı parsellerin bulunduğu alanın daha güneyinde bir alanın … vereselerine tapu karşılığı olarak bırakıldığı, yörede 1959 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında bu tahdit hattı göz önüne alınmadan 485 nolu parselin … … adına yapılan tesbite karşı Orman Yönetimi ile Hazine tarafından kadastro komisyonunda itiraz
edildiği, 1949 yılına ilişkin çalışma tutanağında çekişmeli taşınmazları ilgilendiren orman tahdit noktalarının tarifinde sabit bir noktanın bulunmadığı, 1953 tarihli … fotoğrafından bütünlenen 1964 basımlı memleket haritasında orman tahdit komisyonunca taban arazilerinin orman sınırı dışında bırakılarak orman örtüsü ile kaplı tüm yamaç, tepe ve mera alanların orman olarak sınırlandırıldığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu alanın sınırının … arazisi ve delicelik olarak belinlendiği, tahdit tutanağında “büyük kısmı zeytin delicesi ile karışık pırnallıktır ve % 80 nisbetindedir, % 20’si de açıklık ve kayalıktır” açıklamasının yapıldığı davalı alanın meyil toprak yapısı ve bitki örtüsü itibarı ile doğudaki ormanlık alanın devamı niteliğinde bulunduğu, zeminin blok halinde yerli kayalar ile kaplı olduğu,çekişmeli alan ile çevresinin hiçbir zaman tarla ve ziraat arazisi olmadığı, bu gün dahi bunun mümkün olamayacağı, 1949 yılına ilişkin orman tahdit hattının 4546 nolu orman tahdit noktasından başlayarak tüm orijinal açı ve mesafelerin bilgisayara yüklenerek tersim edildiği, 1949 tahdit haritalarının elle çizilen basit krokiler olduğu, yerine ve araziye uygulanmasının mümkün olmadığı, 1975 yılına ait çalışma tutanaklarında açı ve mesafelere göre uygulama yapıldığında hattın araziye uymadığı, memleket haritası üzerinde 1949 hattının yeşil renkli çizgi ile, 1975 hattının ise kırmızı çizgi ile gösterildiği, sabit noktaların bulunmadığı yerlerde ise orman kadastro teknik izahnamesinin 49.maddesinde belirtilen hususların göz önüne alındığı, buna göre çekişmeli 890 parselin tamamının orman sınırları dışında, diğer tüm taşınmazların ise kısmen orman sınırları içinde kısmen de dışında kaldığını raporlarında açıklayarak, rapor ekinde uygulamayı gösteren kroki sundukları anlaşılmaktadır. Gerek asıl rapordan gerekse aynı bilirkişilerce düzenlenen 29.2.2008 tarihli ek rapor ile dayanağı olan EK. 1 salılı krokide 1975 yılına ait 5151, 5150, 5149, 5148 nolu orman tahdit hattı çizilirken 5150 nolu noktadan 5149 nolu tahdit noktasına düze yakın bir çizgi ile gidilerek 5148 nolu orman tahdit noktası 977 parselin içinde bir yerde gösterildiği, ancak 20.07.2006 tarihli ekindeki … Der tarafından çizilen krokide 5149 nolu orman tahdit noktasının dava dışı 959 parselin güney doğu köşesinde gösterilmiş ve fakat fenni birikişi tarafından aynı hattın uzantısı olan 5150, 5149, 5148 nolu orman tahdit hattı uzman orman bilirkişilerinin sunduğu krokiye uygun olarak çizilmediği ve mahkemece de orman bilirkişilerinin çizdikleri ve memleket haritası, … fotoğrafları ile düzenlenen 1975 hattına uygun olmayanfen bilirkişi … Der’in düzenlediği hat esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
O halde, dava husus dosyası fenni bilirkişi … Der’e verilerek orman ve … bilirkişilerinin birlikte düzenledikleri 29.02.2008 tarihli dava konusu taşınmazlar ile 1949 ve 1975 yıllarında yapılan çalışmaların memleket haritası üzerinde gösterildiği ek rapor ekinde bulunan EK 1 nolu krokide gösterilen çekişmeli 951 parselin batısında bulunan 5150 nolu orman tahdit noktası yine aynı yere konularak buradan itibaren dava dışı 977 parselin içine konulan 5148 nolu orman tahdit noktası esas alınıp çekişmeli taşınmazların orman sınırları içinde kalan ve kalmayan bölümlerini ve yüzölçümlerini gösteren kroki ve rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile 890, 944, 945, 948, 949, 951, 952, 953, 954, 955 ve 956 parsel sayılı taşınmazların sırasıyla A5= 1703 m2, A1= 7353 m2, A2= 8148 m2, A3= 7794 m2, A4= 8146 m2, A6= 8112 m2, A7= 7797 m2, A8= 7565 m2, A9= 7057 m2, A10= 7088 m2 ve A11= 6754 m2’lik bölümlerin ve 950 parselin tamamının tapu kayıtlarının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalının elatmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Yörede 1949 yılında yapılan orman kadastrosu çalışması ile 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, mahkemece davanın kısman kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın
16. maddesi ile 3402 sayılı Yasanın 36. maddesine eklenen (a) fıkrası ile Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 4., 5., ve 6. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasanın 36. maddesine eklenen (a) fıkrası gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 30/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.