Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/1848 E. 2013/10780 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1848
KARAR NO : 2013/10780
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 26/02/2010 tarihli emeklilik talebinin geçerli olduğunun, talep tarihi itibariyle çıkacak borcun tespitine, bu tarihten itibaren başkaca borcunun bulunmadığının tespitiyle ödenmeyen aylıkların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; davacının 26.02.2010 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin geçerli olduğunun tespiti, talep tarihi itibariyle prim borcunun ve bu borcun ödenmesinden sonra başkaca prim borcu olmadığının tespiti, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacıya, Kurum’ca verilecek süre içinde başvuru tarihi olan 26.02.2010 tarihi itibariyle Kurum’ca tespit edilen borcun ödenmesi halinde davacıya 01.03.2010 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
HMK’nın 297. maddesinde; mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek biçimde açık olarak karar verilmelidir.
Öte yandan, tahsis talebinde bulunan sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için; 1479 sayılı Kanun’un 35/a ve 5510 sayılı Yasanın 28. maddesinin sondan bir önceki fıkrasındaki düzenleme gereğince, tahsis talep tarihinde sigortalının prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması gerektiği tartışmasızdır.
Yapılacak iş; davacıya 1479 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlanacağına göre, yaşlılık aylığı şartları oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, tahsis talep tarihi itibariyle prim borcu olup olmadığı Kurumdan sorularak, prim borcu bulunması halinde istemin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile ayrıca şarta bağlı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.