Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11640 E. 2010/8863 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11640
KARAR NO : 2010/8863
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, SSK sigortalılığı ile çakışan dönemde 1479 sayılı Yasa sigortalısı olmadığının tespiti ile prim borçlarının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı ile çakışan önemde 1479 sayılı Yasa’ya tabi esnaf … sigortalısı olmadığının tespiti ile bu döneme ilişkin prim borçlarının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 1.5.2004 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının iptaline bu tarihten sonraki 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığına geçerlilik tanınmasına, 01.05.2004 tarihinden sonraki döneme ilişkin prim borcunun iptaline önceki döneme ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç doğru değildir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 6.5.1991 tarihinde Erzurum Ticaret Siciline kaydı yapılan ve bu kaydı halen devam eden … Ltd.Şirket ortaklığı nedeniyle 6.5.1991 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya göre esnaf … sigortalısı olarak tescil edildiği ve davanın açıldığı 3.9.2008 tarihi itibariyle bu sigortalılığının halen devam ettiği bunun yanında davacının 3.7.1991-28.12.2002 tarihleri arasında oda,6.5.1991-devam şeklinde Esnaf Sicil kaydının bulunduğu, 11.8.2008 tarihli prim ekstresinden de, davacının 6.5.1991 tescil tarihinden bugüne değin hiç prim ödemesinin bulunmadığı 18.638..97 TL prim aslı 31.246..78 Tl gecikme zammı toplam 49.885.75 TL lik prim borcunun bulunduğu ihtilaf konusu dönemde 27.06.1991 tarihinde başlayan 1991 yılında 153 gün, 1997 yılında 182 gün, 1998 yılında 181 gün, 1999 yılında 338 gün, 2000 yılında 59 gün, 2004 yılında 240 gün, 2005 yılında 335 gün, 2006 yılında 310 gün, 2007 yılında 360 gün, 2008 yılında 298 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğu anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerde önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılıkta ise, 506 sayılı Yasa’nın 85. maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak koşulu arandığından isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı uyuşmazlıklarda, anılan maddede yer alan “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden itibaren” isteğe bağlı sigortalılığın sona ereceği hükmü dikkate alınarak zorunlu sigortalılığa değer verilmek suretiyle “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
Somut olayda davacının SSK zorunlu sigortalılığının sona erdiği 6.4.1991 tarihinden sonra Ltd. Şirket ortaklığı oda ve esnaf sicil kayıtları dolayısıyla 6.5.1991 tarihinden başlayıp dava tarihine kadar devam eden ve önceden başlayan sigortalılık olan 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu … sigortalılığına geçerlilik tanınarak sonuca ulaşmak gerekirse de, 1479 sayılı Yasa’nın 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile değişik 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19. maddesinde, bu Yasa ve 2926 sayılı Yasa’ya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 103. maddesinin 1. fıkrasının (6), (8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Yasa’nın 104. maddesi hükümlerinin uygulanacağı, yine 5458 sayılı Yasa’nın 14. maddesi ile eklenen ve 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26. maddesine göre bu Yasa ve 2926 sayılı Yasa’ya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 31.03.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19. madde hükmü uygulanacağı bildirilmiştir.
Davacının davadaki isteminden özellikle davacı vekilinin alınan bilirkişi raporuna itirazların içerir 4.6.2009 tarihli duruşma tutanağına geçen beyanından davacının 1991-2004 tarihleri arasındaki 1479 sayılı yasaya tabi sigortalılığının kağıt üzerinde kalan ve aktif bir çalışma niteliği taşımadığı yönündeki beyanından prim borcunu ödeme isteği olmadığı sonucu çıktığından talebi de gözetildiğinde, uyuşmazlığa hüküm tarihinden önce 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19 ve Geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir. Davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi hiç prim ödemesi olmadığından sigortalılığın tescil tarihi olan 6.5.1991 tarihi itibariyle durdurulmasına karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Hukuk Genel Kurulu’nun 21.06.2006 gün ve E:2006/21-363, K:2006/466 sayılı; 28.06.2006 gün E:2006/21-485, K:2006/483 sayılı kararları da bu yöndedir.
Kabule göre de davacının 6.5.1991 tarihinde başlayan 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı davanın açıldığı tarihe kadar aralıksız devam ettiğinden mahkemece somut olaya uygulanma olanağı bulunmayan “baskın sigortalılık” gerekçe gösterilerek 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığın 1.5.2004 tarihinden itibaren iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmadan hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.