YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9787
KARAR NO : 2010/9780
KARAR TARİHİ : 12.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1981 yılı Eylül ayında 3 gün, Temmuz ayında 2 gün çalıştığının tesbitiyle, Kurum kayıtlarındaki baba adı ve doğum tarihinin nüfus kaydına göre düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Belediyeye ait işyerinde 1981 yılı Eylül ayında 3 gün, Temmuz ayında 2 gün toplam 5 gün çalıştığının tesbiti ile kurum kayıtlarındaki baba adı ve doğum tarihinin nüfus kayıtlarına göre düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ; 24.7.1981 tarihli ve imzalı işe giriş bildirgesi ile davalı … işyerinden Şakir oğlu, 1961 … doğumlu,… ili Hane no 61, Cilt no 06, sayfa no 28’de kayıtlı … ın işe girişi ve çalışmasının bildirildiği, davacının ise Hasan oğlu Ayşe’den olma 1.2.1956 …doğumlu, … ili …ilçesi …mahallesi Hane no 11, Cilt no 3 de kayıtlı … olduğu, sigortalı hizmet cetvelinde (13209872) sigorta sicil numarasıyla … ın davalı işyerinden bildirilmiş 1981/3. dönemde 5 gün çalışmasının bulunduğu, iş yerinin 1.3.1968 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, anlaşılmaktadır.
Davacının bu dava ile Şakir oğlu, 1961… doğumlu … adına verilen bildirge ile Kurum’a bildirilen hizmetin kendisine aidiyetinin tespitini istediği, bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumunda ve işveren yanında bulunan prim bordroları ile davacının imza ve fotoğraflarını içeren işe giriş bildirgeleri, ücret tediye bordroları getirtilerek imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda benzerlik incelemesi yaptırılmalı, davacıyı yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef, ustabaşı, çalışma arkadaşları gibi işyerleri kayıtlarında yer alan tanıklar dinlenmeli, nüfus kaydı celbedilip giriş bildirgelerindeki nüfus bilgileri ile karşılaştırılmalı, farklılıkların sebepleri araştırılmalı, deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Mahkemece 24.7.1981 tarihli işe giriş bildirgesindeki imza ile tatbiki medar imzalar ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, yine kayıtlı işyeri tanıkları davacıyla birlikte aynı duruşmada dinlenip davacı kendilerine gösterilmek suretiyle, birlikte çalışma olgusu açık şekilde tespit edilmemiştir.
Yapılacak iş; 24.7.1981 tarihli bildirgenin verildiği işyerinin dönem bordrolarında kayıtlı ve o dönemde davacıyla birlikte aynı işyerinde çalışan kişilerin davacı kendilerine gösterilmek suretiyle tanık olarak beyanlarına başvurmak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacıya ait ve nüfus kütük bilgileri üzerinde araştırma yapılarak bildirgedeki bilgilerin farklılık nedenlerini araştırmak, baba adı, doğum yeri ve tarihi ile Hane-Cilt numaraları yanlış olan 24.7.1981 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda, davacı tarafından daha önce imzalanmış olabilecek; seçim müdürlüğü, askerlik şubesi başkanlığı, evlendirme dairesi, adliye, banka, …, su, telefon abonelikleri, noterlik gibi kurumların kayıtlarının celbedilerek Adli Tıp Kurumundan rapor almak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.