Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6689 E. 2010/4782 K. 26.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6689
KARAR NO : 2010/4782
KARAR TARİHİ : 26.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Çorum İş Mahkemesinin 2002/86 Esas, 2004/160 Karar sayılı dosyası ile çalışmalarının tespit edildiğini ancak kurumca prim ödenmesini kendisinden tahsilinin iptali ile sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, Çorum İş Mahkemesinin 2002/86 E 2004/160 K sayılı dosyası ile çalışmalarının tespitine karar verildiğini, kararın infazı için SGK’ya başvurduğunu, Kurumun davalı şirketi bulamadığı gerekçesi ile primleri davacının ödemesi gerektiğini bildirip mahkeme ilamının infazından kaçındığını bildirerek Kurumun , rücu ilişkisini bahane ederek kesinleşen mahkeme ilamının uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek sataşmanın önlenerek kesinleşmiş mahkeme ilamının infazına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davalı kurumun mahkeme kararıyla tespit edilen sürelerin sigortalılık süresine eklenmemesi yönündeki işleminin iptali ile kurum sataşmasının giderilmesine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Çorum İş Mahkemesi’nin 10.06.2004 tarih 2002/86 Esas 2004/160 Kararı ile davacı …’ın 01.10.1994-05.05.1999 tarihleri arasında SGK’ya bildirilen primlerin ödenmiş süreler dışında davalı … A.Ş.’de toplam 1115 gün hizmet akdine tabi asgari ücretle çalışmış olduğunun tespitine karar verildiği, kararın Kurum vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 23.12.2004 tarih, 2004/9377 Esas ve 2004/12343 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, Kurum vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile “ sigorta primlerinin işverenin ölümü, adresinde bulunamaması, zamanaşımı veya iflas etmesi gibi nedenlerle işverenden tahsil kabiliyetinin olmaması durumunda ilamın uygulanabilmesi için bu defa muhteviyatı primlerin gecikme zammı ve varsa faizi ile birlikte sigortalı yada hak sahiplerince ödenmesi halinde işleme konulacağı, aksi taktirde işleme konulmayacağı, davacının hizmetini tespit ettirdiği iş yerinin iflas ettiğini, kurumun primleri ve gecikme zamlarını işverenden tahsil imkanı bulunmadığını, bu durumda primleri ve buna bağlı gelirlerin ödeme yükümlüsünün sigortalı olduğunu, sigortalının bu yükümlülüğü yerine getirmediğinden hizmetlerinin prim günlerine eklenemediğini, ortada ödenmeyen prim ve gecikme zammının mevcut olup, bunu davacının kabul edip ödemesi yada ödenmeyen primleri hizmetten saymasının mümkün olmadığını” ileri sürerek davanın reddini istediği anlaşılmaktadır.
Primlerin ödenmesi başlığını taşıyan 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde işverenin bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar üzerinden bu kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarında bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecbur olduğu bildirilmiştir.. Görüldüğü üzere 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılıkta prim borçlusu işci değil iş verenin kendisidir. Anılan maddede Kurumun süresi içinde ödenmeyen primleri 6183 sayılı Yasa gereğince takip ve tahsil edeceği de bildirilmiştir. Bu açık düzenleme karşısında prim borçlusunun işveren olduğunun, tahsil görevinin ise SGK’na verildiğinin kabulü gerekir.
Anayasanın 138/son maddesi hükmüne göre; Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Anılan hüküm gereğince kesinleşen mahkeme kararları herkes için bu arada mahkemeler için de bağlayıcıdır.
Yürütme organı yani idare, kesinleşmiş mahkeme kararına uymak zorunda olup buna aykırı idari işlem yapamaz veya idari eylemde bulunamaz.İnsan hak ve özgürlüklerini, sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir hukuk devletinde açıklanan Anayasa ve yasa kurallarına rağmen, bir mahkeme kararının yerine getirilmemesi düşünülemez. Aksi halde bu yasa kuralları kağıt üzerinde kalmaya zorunlu, değersiz sözcükler olmaktan öteye gidemez.
Somut olayda davacının 01.10.1994-05.05.1999 tarihleri arasında SGK’ya bildirilen primlerinin ödenmiş süreler dışında kalan sürede davalı … A.Ş.’de toplam 1115 gün daha hizmet akdine bağlı olarak asgari ücretle çalışmış olduğunun tespitine karar verildiği, ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından mahkeme ilamının gereğini yerine getirmeyen Kurum yetkilileri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunarak hükmün infazı sağlanabileceğinden mahkemece kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.