YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6297
KARAR NO : 2010/5850
KARAR TARİHİ : 24.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, ölüm aylığını iptal eden kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun ölüm aylığına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı iken ölen eşinden bağlanan ölüm aylığının Kurumca iptaline dair işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile emeklilikten yaklaşık yedi sene sonra oda kaydının usulsüz tutulmasından murisin sorumlu tutularak hizmetinin ve emekliliğinin iptali hukuka uygun olmadığından murisin sigortalılığının iptaline ilişkin işlemin iptaline ve davacının murisinin geçerli hizmeti 3 yılı aşkın olduğundan davacının ölüm aylığını hak kazandığının tesbitine aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Öte yandan davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz oda kaydının davacınında katılımının bulunduğu mavazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 12.1.2001 tarihinde öldüğü anlaşılan davacı murisinin 2.4.1983 tarihinde Kurum kayıtlarına işlenen giriş bildirgesiyle vergi kaydına göre 20.4.1982 tarihinden geçerli olmak üzere kayıt ve tescilinin yapıldığı 20.4.1982-28.3.1983 tarihleri arasında sigortalı sayıldığı, sicil kaydının bulunmadığı, 281 üye numarası ile … Odasına 12.2.1985-31.12.1996 tarihleri arasında kayıtlı olduğunun 18.3.1998 tarihinde oda tarafından bildirilmesi üzerine davalı Kurumca 22.03.1985-31.12.1996 tarihleri arasında sigortalı olarak tescilinin yapıldığı dayanak oda kaydının tutulduğu Üye Kayıt Defterinin Noterlikçe 5.11.1996 tarihinde onaylandığı ve defterin üzerinde kullanılan hesap döneminin 1997 yılı olarak yazıldığı, davacı tarafından primlerin 20.3.1998 tarihinde toplu olarak ödendiği, davacının 29.5.1998 tarihli tahsis talebi üzerine 1.6.1998 tarihinden geçerli olarak kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum müfettişinin tescile dayanak … Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıtlarının usulsüz tutulduğuna dair yaptığı inceleme sonucu düzenlediği 26.12.2005 tarihli raporunda, davacı murisinin aralarında bulunduğu 8 kişinin oda kaydının geçersiz olduğunu usulsüz yapılan bu kayda göre yapılan sigortalılıklarının iptali ile aylık bağlanmış ise aylıklarının ve sağlık yardımlarının faizleriyle birlikte tahsilinin gerekeceği ayrıca Bağ Kur İl Müdürlüğünce yapılacak tarama sonucunda yeni tarihli giriş bildirgeleriyle bu oda kaydına göre geçmişe dönük tescilleri yapılanlar hakkında da rapor doğrultunda hareket edilmesi gerektiğinin belirtildiği, İl Müdürlüğünün de bu rapor doğrultusunda davacı murisinin sigortalılığının teftiş raporu doğrultusunda iptal edilmesine karar verilerek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, bunun üzerine oda personeli hakkında … Cumhuriyet Savcılığınca 2006/5093 Hazırlık no ile soruşturma açıldığı, ancak soruşturma sonucuna ilişkin dosyada belge olmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının giriş bildirgesinin bilgisayar kaydına geçirildiği tarih, prim ödeme tarihi ve özellikle murisin üyelik kaydının yapıldığı dayanak … Esnaf ve Sanatkarlar Odası Üye Kayıt Defterinin kayıt döneminin 1996 yılına ait olması ve bu defterin Noterlikçe 5.11.1996 tarihinde onaylanmasına göre tüm kayıt işlemlerinin sonradan geriye dönük olarak yapıldığı , her ne kadar … Teftiş Kurulu Müfettiş Raporunda muris … hakkında; … dan hizmet kazanıp emekli olmak maksadıyla, … … Odasına geçmişe dönük kaydolduğuna dair herhangi bilgi ve belgeye ulaşılamadığından muris hakkında T.C. K. yönünden herhangi bir işlem yapılmasına olanak bulunmadığı yönünde görüş belirtilmişse de mahkemece bilirkişi raporu nazara alınarak , esas itibariyle davacı murisinin ihtilaf bulunmayan sigortalılık süresi ile ölüm aylığına hak kazandığı gözetilerek , ölüm aylığına ilişkin verilen karar doğru ise de yaşlılık aylığı yönünden verilen karar isabetsizdir.
Yapılacak …; Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucu açılmış bir ceza davası var ise dosyasını ilgili mahkemeden getirtmek, murisin bu hileli işlemlere katılımı olup olmadığını, , o dosyadaki delil ve belgeleri inceleyip değerlendirerek belirlemek “hiç kimse kendi hilesinden faydalanamaz” ilkesi gözetilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik inceleme ve noksan araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.5.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.