YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6350
KARAR NO : 2010/9123
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü….mevkiinde bulunan tahminen 10.000-12.000 m2 taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, … bilirkişi rapor ve krokisinde … renge … olarak gösterilen 6426.60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1942 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 06.04.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması yapılmıştır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 18.03.1953 tarihinde yapılmış ve sonuçları ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Tescile konu taşınmazın bulunduğu alan kadastrodan gelen cevaba göre boşluk olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı bildirilmiş, Kadastro paftasının Orijinal fotokopi örneği gönderilmemiştir
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın resmi belgelerin uygulanması sonucunda … bilirkişi krokisinde … renge … olarak gösterilen 6426.60 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Çekişmeli taşınmaz üzerinde orman kadastro haritasına dayalı olarak orman incelemesi yapan orman uzmanı bilirkişi raporunda; tescili istenen çekişmeli taşınmazın üzerinde orman ağacı, orman humus kök ve bakiyesi bulunmadığını, 1942 yılı tahdit sınırları dışında kaldığını ve 2. madde uygulamasına konu olmadığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmişlerse de, 1942 tahdidine ilişkin haritası getirtilip uygulanmadığı gibi, 1981 yılı aplikasyon haritasının uygulanması dahi yetersizdir. Diğer taraftan; 1942 tahdidinde 4785 sayılı Yasa koşulları dikkate alınmadığından taşınmaz ve çevresinin öncesinin niteliğinin ne olduğunun saptanması bakımından da en eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planından oluşan resmi belgelere dayalı olarak bir inceleme ve araştırma da yapılmamıştır. Ziraat uzmanı bilirkişi raporunda, taşınmazın 221 ada 56 parselle bir bütün olarak kullanıldığını ve II. Sınıf ziraat arazisi olduğunu bildirmiş, … bilirkişi raporunda ise, … Köyünün evvelce … Köyü sınırları içinde iken 1965 yılında … Köyünden ayrıldığı ve 2001 yılında da … Köyünün isminin … Köyü olarak değiştirildiğini, buna göre tescile konu yerin 173 parselin güneyinde ve eski 166-167 … 239 ada 1-2 parsellerin kuzeyinde arada tescil harici bırakılan yerde kaldığını ve eski 173 numaralı kadastro parselinin … 1950 tarih 287 numaralı ve 174 parselin … 1950 tarih 277 numaralı tapu kaydı ile tespitlerinin yapıldığını ve daha sonra 173 ve 174 parsellerin birleştirilerek 430 parsel sayısını
almasından sonra 431 ila 479 sayılı parsellere ifraz edildiğini dava konusu yerin bu ifraz parsellerinden 469 parselin tam güneyinde sınırda kaldığını bu parseli dahi ifrazen 1276-1277 parseller olduğunu ve 2859 Sayılı Yasaya göre yapılan yenileme çalışmasında da 221 ada 56 ve 57 parsel numaralarını aldığını bildirmesine karşın tescile konu taşınmaza kuzeyden komşu olan bu parsellerin ilk geldisi olan 173 parsele uygulanan kasın 1950 tarih 287 numaralı tapu kaydı ilk olumundan itibaren tüm gittileri getirtilerek uygulanmamış ve dava konusu yeri ne olarak okuduğu belirlenmemiştir. Arazi kadastro paftasının Orijinal fotokopisi dosyaya getirtilmediğinden 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda neden tescil harici bırakıldığı gelen krokiden anlaşılamamaktadır. Ayrıca taşınmazın 1950’li ve 1980’li yıllara ait … fotoğrafları getirtilerek stereoskop aletiyle bilimsel inceleme yapılmamış, eski tarihli memleket haritası ve amanajman haritaları uygulanmamıştır.
Taşınmazın bulunduğu alan 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda boşluk olması nedeniyle tespit harici bırakıldığı bildirilmişse de bu husus orjinal paftasından bakılarak denetlenmesi, bölgede orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce 1942 yılında yapıldığı dikkate alınarak 1950-1960’lı yılara ait en eski tarihli memleket haritalarının ve bu haritaların hazırlanmasına esas alınan … fotoğrafları getirtilerek inceleme yapılmalı, memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına ve … fotoğraflarına göre konumu saptanıp gösterilmeli haritasında işaretlenmelidir. Uzman bilirkişi raporu bu haliyle taşınmazın öncesini eski tarihli … fotoğrafı, amanajman planı ve memleket haritasındaki konumunu belirlemede yetersiz olup denetimden uzaktır.
Ayrıca; mahkemece çekişmeli taşınmaza kuzey ve güneyden komşu olan ve kadastro sırasında tapu kaydına dayalı olarak tespit ifraz sonucu oluşan kuzeyde komşu olan ve öncesi 173, 174 parsellere ilişkin tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile yine güneydeki 239 ada 1 ve 2 parsellerin öncesi olan 166 ve 167 parsellere ilişkin dayanak tapu ya da varsa vergi kayıtları getirtilerek bu kayıtların tescile konu taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmamış her ne kadar tanık ve ziraat bilirkişi dinlenmiş ve belgesiz araştırması yapılmışsa da eksiktir. Yerel bilirkişi ve Tanıklardan zilyetliğin başlangıcı süresi sürdürülüş biçimi, imar ve ihyanın ne zaman başlayıp ne zaman tamamlandığı maddi olaylara dayalı olarak sorulmamış, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar dahi Tapu sicil ve Kadastro Müdürlülüklerinden sorulmamış, 5403 Sayılı Yasaya göre de … susuz araştırması da yapılmamıştır.
Uzman bilirkişi raporu bu haliyle taşınmazın öncesinin bilinmesi bakımından memleket haritasındaki ve … fotoğraflarındaki konumunu belirlemede yetersiz olup denetimden uzaktır. Bilirkişi kurulunun yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden ve 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce orman kadastrosu yapılmış olduğundan ve taşınmaz sınırında da eylemli olarak orman bulunduğundan, Medeni Yasanın 713/3. maddesine göre Orman yönetimine husumet yönelterek yöntemince davaya dahil edilip taraf oluşturulmalı, kendisinden delilleri sorulmalıdır. Bundan sonra;
Mahkemece, 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosuna ilişkin orman tahdit haritasının ve en eski tarihli 1950 ve 1980’li yıllara ait memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile kadastro çalışmalarına esas olmak üzere fotogrametri yöntemiyle hazırlanan harita ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman
olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleştiğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Ayrıca; taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan şekilde orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı konularında bilimsel inceleme ve araştırma yapılmalıdır.
Bundan ayrı; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan … getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde … diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift … fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde ve yöntemde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ile M.Y.’nın 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tespitine itiraz davalarında ise tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin … bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan … (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, … fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde
gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 Sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 Sayılı Yasanın 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.),
3) İl, İlçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması (3402 Sayılı Yasanın 17/2. md. H.G.K. 25.04.2001 gün 2001/20-390-396 S.K.),
4) Tescil davalarında, davanın açıldığı; kadastro tesbitine itiraz davalarında ise kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş … fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
5) Kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olması (H.G.K.’nun 22/03/1995 gün 1994/8-873-216 ve 19/02/1997 gün 1996/8-768-100 ve 24/09/1997 gün 1997/20-372-718 ve 18/02/1998 gün 1998/8-15-129 sayılı kararları),
6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K.nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
7) Dava konusu taşınmazın veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 ve 12/03/2008 gün ve 2008/20-214-241 sayılı kararları),
8) Kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tesbit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun, 24.10.2001 gün 2001/8-964-751 ve 13.02.2002 gün 2002/8-183-187 sayılı kararları),
9) 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında …,
a) 4785 Sayılı Yasayla Devletleştirilmiş orman,
b) 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
c) 6831 Sayılı Yasanın 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
d) Aynı Yasanın 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
E) Aynı Yasanın 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman,
h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
ı) Orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan Hazine davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir (H.G.K.’nun 15/03/2006 gün 2006/8-106-68 sayılı kararı).
Yukarıda … koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, çekişmeli taşınmaza kuzeyde komşu olan ve öncesi 173, 174 parsellere ilişkin tespit tutanak örnekleri ile tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile yine güneydeki 239 ada 1-2 parsellerin öncesi olan 166,167 parsellere ilişkin dayanak tapu ya da varsa vergi kayıtları getirtilerek bu kayıtların tescile konu taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmalı, uygulama … bilirkişisi krokisine yansıtılmalıdır.
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca;
a) Taşınmazın eski ve … niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı,
b) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi … kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde … 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın … ya da … tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 Sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, … tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 28/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.