YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7033
KARAR NO : 2010/5633
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde Haziran 2005-22.7.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı işveren ve Kurum vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde Haziran 2005 tarihinden işten ayrıldığı 22.07.2007 tarihine kadar teknisyen olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davalı işverene ait işyerinde 1.6.2005-7.10.2005 tarihleri arasında 127 gün çalıştığının tesbitine , eksik yatırılan primlerin işverence ödenmesi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverence davacının (…) sicil nolu … yerinde 7.10.2005 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi verildiği, 7.10.2005 tarihinden itibaren devamlı olarak çalışmasının bildirildiği, 1.6.2005-22.7.2007 tarihleri arasında dönem bordrolarının düzenlendiği, davacının imzasını taşıyan … istek formunun 22.9.2005 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları 7.10.2005 tarihli işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya … ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklardan komşu işyeri tanıkları ve bir tanesi davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan kayıtlara geçmiş kişilerden ise de; çalışmanın başlangıcı konusunda kesin tarih bildirmediklerinden tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu
söylenemez. Öte yandan davacının işe giriş bildirgesinin getirtilip üzerindeki imzanın ve 22.9.2005 tarihli … istek formundaki imzanın davacıya ait olup olmadığı davacıdan sorulup bu konuda imza incelemesi yaptırılmamıştır. Kaldı ki … istek formundaki imza ile vekaletnamedeki imza arasındaki benzerlik çıplak gözle dahi farkedilmektedir. … istek formundaki imzanın davacıya ait olması halinde bu tarihten önce davacının davalı işyerinde çalışmadığı kuvvetli delil olacaktır.
Yapılacak …; davacının sigorta sicil dosyasının ve 7.10.2005 tarihinde işe başladığına dair imzalı işe giriş bildirgesinin getirtilerek, bildirgedeki imza ile 22.9.2005 tarihli … istek formundaki imzanın kendisine ait olup olmadığını sormak, imzalarının kendisine ait olduğunu kabul etmesi halinde istemi reddetmek, inkar etmesi halinde ise imzaların aidiyeti yönünden davacı tarafından daha önce imzalanmış olabilecek; seçim müdürlüğü, askerlik şubesi başkanlığı, evlendirme dairesi, adliye, banka, …, su, telefon abonelikleri, noterlik… gibi kurumların kayıtlarının celbedilerek Adli Tıp Kurumundan rapor almak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.